Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Firefox Tarayıcınızı Tek Çubuk Yapın

Firefox tarayıcısı kullananların karşılaştığı ve genelde benimde şahsi olarak çok hoşlanmadığım özelliği sekmelerin, adres çubuğunun, yer imleri çubuğunun alt alta yer alması ve çok fazla alan kaplamasıdır. Ahmet Özer arkadaşımızın wmaracı forumunda paylaştığı blog yazısına denk geldim. güzel bir çözüm bularak Firefox'u tıpkı Chrome gibi tek çubuk haline getirmiş. Aslında kişisel blogum da başka bloglar ve sitelerde gördüğüm yazıları kolay kolay paylaşmam. Ancak Ahmet arkadaşımız blog yazısını ingilizce yazdığı için Türkçe bir anlatım yapma gereği hissettim.


Öncelikle işin özü Firefox'unuzun kurulu bulunduğu klasöre yeni bir klasör açarak CSS kodlarıyla tasarımsal düzenlemeler yapmış oluyoruz. Bunu yapabilmek için;

Windows kullanıyorsanız: "%appdata%\Mozilla\Firefox\Profiles\XXXXXXXXX.default",
Linux kullanıyorsanız: “.mozilla/firefox/XXXXXXXXX.default” yolunu takip edin.

Buradaki XXXXX ifadesi sizin profil numaranızı belirtir. Örneğin benim için bu klasörün adı "n2gtf3at.default" olarak geçiyor. Bu klasörün içine "chrome" adını verdiğimiz bir klasör açıyoruz. Bu chrome klasörünün içine ise "userChrome.css" adında bir dosya oluşturup aşağıdaki kodları dosyanın içine yapıştırıyoruz. ***Firefox'unuzu kapatmayı unutmayın.

/* 
Original layout by /u/Herkt https://www.reddit.com/r/FirefoxCSS/comments/7eazix/my_attempt_at_a_oneline_interface/ 
New layout by https://ahmetozer.org
Use with compact density
dynamic theme https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/weatherlicious/
*/
:root {
  --tabs-border: transparent !important;                             /* active tab left & right borders - not working in 58?*/
  --toolbox-border-bottom-color: transparent !important;             /* 1px line under background tabs */
  --chrome-nav-bar-controls-border-color: transparent !important;    /* border around url bar */
}
browser {
    margin-right: -17px !important;
    overflow-y: scroll;
    overflow-x: hidden;
}
 /* Move Tab-bar beside Nav-bar */
#TabsToolbar {      
  margin-bottom: 0px !important;
  margin-top: 0px !important; 
  margin-left: 35vw !important;
  margin-right: -34px !important;
  max-height: 32px !important;
}

#nav-bar {      
  margin-bottom: -1px !important; 
  margin-top: -32px !important;
  margin-right: 65vw !important; 
  border-top: none !important;
}   

/* Remove padding above tabbar in compact mode */
#main-window[sizemode="normal"] > #titlebar {
  -moz-appearance: initial !important;
}


/* Back & Forward buttons */  
#back-button > .toolbarbutton-icon,
#forward-button > .toolbarbutton-icon {
  transform: scale(0.9, 0.9) !important;
  margin-left: -2px !important;
  margin-right: -2px !important; 
}

/* Move hamburger menu to the left */
#PanelUI-button,
#customization-panel-container,
#customization-panelWrapper .panel-arrow { 
  -moz-box-ordinal-group: 0 !important;
  margin-right: -6px !important;
}

#appMenu-popup {
  margin-right: -258px !important;
}

#appMenu-popup .panel-arrow {
  margin-right: 248px !important;
}

/* More tools... button */
#nav-bar-overflow-button { 
  transform: scale(0.9, 0.9) !important;
  fill: var(--color-overflow) !important;
}  


/* Tabs */
.tabbrowser-tab {
  height: 32px !important; 
}

/* Remove empty space before first tab
Delete this rule if you need a space to drag the window*/
#TabsToolbar .titlebar-placeholder[type="pre-tabs"]{
    display: none !important;
}

/* Remove border between tabs
Delete this rule if you want separators between background tabs */
.tabbrowser-tab::after, .tabbrowser-tab::before {
  border-left: none !important;
} 

/* Border between background tabs */
.tabbrowser-tab::after, .tabbrowser-tab::before {
  color: grey !important; 
  opacity: .2 !important; 
 }

/* New tab button color */
#new-tab-button, .tabs-newtab-button {
  fill: var(--chrome-color) !important;
  } 

/* tab line - adjust color & size, default #0a84ff 2px */
.tab-line {
  background-color: #0a84ff !important;
  height: 0px !important;
  }


/* Hide various elements */
/* Menu */
#appMenu-fxa-container,                    /* Sign in to Sync */
#appMenu-fxa-container+toolbarseparator,
/* #appMenuRestoreLastSession, */
#appMenu-zoom-controls,
#appMenu-zoom-controls+toolbarseparator,
#appMenu-edit-controls,
#appMenu-edit-controls+toolbarseparator,
#appMenu-library-button,
#appMenu-customize-button,
#appMenu-customize-button+toolbarseparator,
#appMenu-open-file-button,
#appMenu-save-file-button,
#appMenu-find-button,
#appMenu-more-button,

/* URL Bar */
#pageActionButton,
#pocket-button-box,
ar-button,
.autocomplete-history-dropmarker,
#identity-icon-labels
{
    display: none !important;
}
 Yeni sekme sayfasına arkaplan resmi eklemek isterseniz de yine "chrome" klasörü içinde "userContent.css" dosyası oluşturup aşağıdaki kodları içine atın.

@-moz-document url(about:home) {
 body
  {
    background-color: #2D253A !important;
 background-image: url("https://source.unsplash.com/@ahmetozer/likes/1920x1080") !important;
 background-repeat:no-repeat !important;
 background-size: cover !important;
 background-position: center !important;
 overflow:hidden !important;
  }
 #onboarding-overlay-button, .prefs-button { display: none !important; }
 .section-title .click-target span {
   color: #fff !important;
   fill: #fff !important;
  }
 .top-site-inner .title span {
   color: #fff !important;
  }
  
 .prefs-pane-button button:hover {
   background-color: #0000001a !important;
  }
 .edit-topsites-button .edit span {
   color: #fff !important;
  }
}
@-moz-document url(about:newtab) {
 body
  {
 background-color: #2D253A !important;
 background-image: url("https://source.unsplash.com/@ahmetozer/likes/1920x1080") !important;
 background-repeat:no-repeat !important;
 background-size: cover !important;
 background-position: center !important;
 overflow:hidden !important;
  }
 #onboarding-overlay-button, .prefs-button { display: none !important; }
 .section-title .click-target span {
   color: #fff !important;
   fill: #fff !important;
  }
 .top-site-inner .title span {
   color: #fff !important;
  }
 .prefs-pane-button button:hover {
   background-color: #0000001a !important;
  }
 .edit-topsites-button .edit span{
   color: #fff !important;
  }
}

@-moz-document url(about:blank) {
 body
  {
 background-color: #2D253A !important;
 /*background-image: url("https://source.unsplash.com/@ahmetozer/likes/1920x1080") !important;*/
 background-repeat:no-repeat !important;
 background-size: cover !important;
 background-position: center !important;
 overflow:hidden !important;
  }
 #onboarding-overlay-button, .prefs-button { display: none !important; }
}
Hepsi bu kadar. Artık Firefox'u açabilirsiniz. Dilerseniz isteğinize göre CSS kodlarıyla oynayarak sizde kendinize göre tasarım düzenlemeleri yapabilirsiniz.

Ahmet Özer'in yazısına bakmak isterseniz: https://ahmetozer.org/Firefox-one-line.html

Endüstri 4.0 ve Sendikalar

Türk Metal Sendikası ve Uludağ Üniversitesi'nin 3 - 6 Mayıs 2018 tarihleri arasında düzenledikleri "5. Akademek - Söz Çalışma Ekonomisi Öğrencilerinde Kurultayı"na katıldım. Kurultayın ana tartışma konusu bu yazının başlığını oluşturan "Endüstri 4.0 ve Sendikalar" olarak belirlenmiş ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri öğrencileri bu konuda sunumlar hazırlamışlar. Aslında Endüstri 4.0'ı tartışmanın bile erken olduğu bir ortamda bu konunun sendikalarla olan ilişkisine yönelik yapılan çalışmalar haliyle hayali birer literatür taramasından öteye geçememiş.

Her ne kadar Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri öğrencileri arasında sendikal farkındalığı artırmaya yönelik güzel bir organizasyon olsa da bu sene seçilen konu kurultayın biraz istenen sonucu verememesine neden oldu. Son zamanlarda her yerde duyduğumuz ve "geleceğe hazırlanın" sloganlarıyla teknoloji liselerinin reklamlarında sürekli karşımıza çıkan bu Endüstri 4.0 nedir ona biraz değinelim ardından kurultayın neden istenen sonucu vermediğine ilişkin fikirlerimi sizlerle paylaşacağım.


Nedir bu Endüstri 4.0? Yeni bir çağ başlıyor artık. Bilgi çağı adını verdiğimiz bu çağ için aslında 2000'li yılların başında konuşulmaya başlanmıştı. Hatırlarsınız. Windows 95, Windows XP'nin olduğu, internet kafelerde GTA Vice City ve GTA III oynadığımız dönemler. Counter Strike'daki karakterler bile piksel pikseldi o zamanlar. Daha o zaman günümüzdeki teknolojinin zerresi yokken bilgi çağına geçtik deniliyorsa şimdi hangi çağdayız diye de düşünmüyor değilim hani. Neyse lafı fazla uzatmadan Endüstri 4.0 olarak adlandırdığımız yeni endüstri teknolojisi özünde otomasyon sisteminin temel noktası olarak görülmektedir. Yani artık üretim sisteminde hiçbir şekilde insan gücünün/emeğinin kullanılmadığı tamamen makineler ile üretimin gerçekleştirilmesi sürecidir. Endüstri 4.0 ile sadece üretim değil hizmet sektöründe dahi akıllı sistemlerin kullanılması planlanmaktadır. Buna en güzel örnek olarak Amazon'un ve Philips'in şimdilik test amaçlı kurmuş oldukları içinde hiçbir insanın çalışmadığı marketleri örnek verebiliriz. Aşağıdaki videoda da göreceğiniz üzere stok yönetiminden ürünlerin satılmasına kadar tüm süreçler otomasyon sisteminin bir parçası...

Peki Endüstri 4.0 ile çalışmakta olan vasıfsız çalışanlar olarak adlandırdığımız herhangi zanaat ile uğraşmayan ve el becerisi olmayan insanlar ne olacak? Bu da hükümetlerin ve devletlerin yönlendirmesine ve yeni çağa ayak uydurmasına dayanan bir durum. Eğer devletler Endüstri 4.0'a ilişkin yeni reformlar geliştirmezlerse birçok insan işsiz kalacak.

Peki sendikalar bu konuda bir şey yapamazlar mı? Zamanında Cem Davran ve Hande Ataizi'nin başrollerini paylaştığı Ruhsar dizisini hatırlayanlarınız vardır. O diziden aklımda kalan karakterlerden birisi de reklam firmasının sahibi Önder Bey'dir. Çalışanlarını grev yapmadıkları için azarlayan bir patrondu. Şimdi nerede öyle işveren? Bize Önder Bey gibi patronlar gerek dostlar... Her ne kadar kapital düzen içerisinde kendine bir yer edinmiş olsa da çalıştırdığı işçinin emeğini göz ardı etmeyen sonuna kadar hakkını veren patronlar lazım. Yoksa ekonomi politikalarını bile işverenlere göre yapan hükümetler olduğu sürece sendikaların yapabilecekleri şeyler kısıtlı. Örnek vermek gerekirse; Türkiye'de sendikalaşma oranı 2018 yılı Ocak ayına göre %12,38 ve toplu iş sözleşmesinden yararlanma oranı ise tahmini olarak %5 ila %6 arasında. Ancak Belçika'da 2018 yılında sendikalaşma oranı %54,2 iken toplu iş sözleşmesinden yararlanma oranı %99,2. Yani 11 milyon nüfusu olan Belçika, 4-5 milyon işçisine bizden çok daha fazla önem veriyor. Toplam 15 milyon işçimizin 1.5 milyonu sendikalı iken Belçika'nın 5 milyon işçisinin 2.7 milyonu sendikalı.

Kısaca demek istediğim sendikalar örgütlenme konusunda bir doyum noktasına ulaşamamışken Endüstri 4.0'a ayak uydurmaları uzak bir hedef olarak karşımıza çıkıyor. Sendikaların Endüstri 4.0'a uyum sağlamasından önce örgütlenme üzerinde ne denli etkili olabileceklerine yönelik stratejiler geliştirerek bu konu da çalışmalar yürütmeleri gerekmektedir.

17 Mayıs 2018 Perşembe

Almony: Bir Eski Çağ Hikayesi

Uzun zamandır Wattpad üzerinde hikayeleri inceliyordum ve genellikle genç kızların daha çok rağbet gösterebileceği aşk, intikam konularını barındıran hikayelerle türlü türlü cinsel fantezilerin olduğu farklı içeriklere ve benzer olay örgüsüne sahip hikayeler olduğunu gözlemledim. Bu yüzden bende bir hikaye oluşturmaya karar verdim. Amacım ortamda farkındalık yaratmak ya da genç yazar arkadaşlara yönelik eleştiri oluşturmak değil sadece aklımdaki kurguya uygun hikayeyi bir yerlerde paylaşmak ve bunu bir yerlerde yazarak biriktirip belki de ileride kendim için 50-100 tane basıp eşe dosta dağıtmak...

İşte Almony burada devreye girdi. Aslında genel olay örgüsü ve hikaye kapsamında çok fazla bilgi vermek istemiyorum ancak konusu hakkında ufak bilgiler vereceğim. Şöyle ki; Almony tamamen kendi kafamdan uydurduğum ve gerçekliği olmayan bir ilk çağ kabilesi. Almony'de yaşayan Jula hikayemizin ana karakteri ve Almony'nin yasal lideri. Hikaye boyunca Jula, gerek doğanın gerek Almony'nin içindeki gerekse çevre kabilelerdeki tehditlerle başa çıkmaya çalışıyor.

Şu anda hikayenin daha %2  ya da %3'lük bir kısmı bitti diyebilirim. İş yoğunluğumdan dolayı hikaye yavaş ilerlese de bittiğinde güzel bir olay örgüsüne ve kurguya sahip bir hikaye ortaya çıkacağını düşünüyorum. Yazdığım bölümleri okumak isterseniz aşağıdaki buton üzerinden hikayeme erişebilirsiniz.



9 Ocak 2018 Salı

Hile Web Dizi İnceleme

Filmler ve Filimler ekibi tarafından yapılan ve farklı bir kurgu ile o görmeye alıştığımız klasik hikayelerin dışına çıkarak farklı bir şekilde bizi karşılayan Hile web dizisinin 3. bölümü 1 hafta önce yayınlandı. İşleniş açısından farklı bir kurgusu olduğundan şu an için benim hoşuma gitti ancak yazımın genelinde geniş bir incelememi sizlere sunmaya çalışacağım. 


Öncelikle karşılaştığım ya da tam manasıyla oturtamadığım mantık hatalarından bahsetmek istiyorum. Eğer bir Mr. Robot izleyicisiyseniz ilk bölümü izlediğinizde biraz anımsayacaksınız ancak konu ve işleniş olarak tamamen farklı bir yapıya sahip olduğunu görürsünüz. İlk bölümde aslında genel olarak başrolümüz Felix'i tanıyoruz. Felix, çok ünlü ve önemli hacker ya da yazılımcı dememiz daha doğru olur. 

Dizinin genel kurgusundan bahsedecek olursam da Felix'e bir oyun şirketi geliştirdikleri oyunu gizli bir şekilde gönderiyorlar ve açıkları tespit etmesini istiyorlar. Felix ise oyundaki bularak oyuna bazı hileler geliştiriyor ve olaylarda bu hileler kullanıldıkça gelişiyor ve ilginç bir hal alıyor. Öncelikle birinci bölümde Felix'in bir yazılımcı olduğunu anlıyoruz ancak 3 tane monitörü olan bilgisayardan başka çok fazla bir şey göremiyoruz. Sahne aralarında kod ekranı ve birtakım kod dizileri falan gösterseler fena olmazdı aslında. 

Bunun yanısıra oyunun işleyişini incelediğimizde bir mantık hatasından daha bahsetmek gerekiyor. Öncelikle oyuncular oyunu gerçek hayatlarında oynuyorlar ve oyuna başladıkları ilk lokasyon oyun tarafından ana merkez ve kayıt noktası olarak alınıyor. Tıpkı GTA serilerinde oyunu kaydetmek için ana karakterin evindeki kayıt noktasına gitmemiz gibi. Ancak Felix'in oyunu ilk açtığı sahneyi incelediğimizde Felix'te herhangi bir oyunla doğrudan bağlantı kurmasını sağlayacak ve oyundaki görüntüyü kendisinin görmesini sağlayacak herhangi bir lens, gözlük ya da Ironman kaskı gibi bir kask kullanmadığını görüyoruz. Yani oyuncular bu oyuna bağlanırken oyunla aralarındaki entegreyi nasıl sağlıyorlar sorusuyla karşılaşıyoruz.

Ayrıca Felix'in oyuna yazdığı hilelerin işleyişlerinde bazı mantık hatalarıyla karşılaşıyoruz. Nasıl mı? Şöyle ki Felix oyun için bir silah hilesi yazıyor ve ertesi gün dolabında ağrı makineli silahlarla karşılaşıyor ve ikinci bölümde bu silahların emniyetin silah deposundan çalındığını görüyoruz. Bunun yanısıra ikinci bölümün sonunda da para hilesinden dolayı Felix'in banka hesabına milyonlarca kişiden aktarım yapıldığını görüyoruz. Şimdi asıl mantık hatasına gelelim, Felix'in ilk bölüm ve ikinci bölümde çok iyi bir yazılımcı olduğu üstüne basılarak bize aktarılıyor. Ve Felix, bu kadar iyi bir yazılımcı olmasına rağmen hileleri yazarken yazdığı hilelerin çalışma mantığı hakkında bir bilgisi olmadan yazmış gibi (silahların geliş şekillerinden dolayı sadece para hilesi için bahsediyorum) paranın farklı banka hesaplarından geldiğine çok şaşırıyor. Bu kadar iyi bir yazılımcı yazdığı hilenin çalışma mantığını kendisi hazırlar ve hile çalışırken de bütün aşamalar hakkında bilgisi vardır aksi takdirde yazdığı hile bir aşamada hata verirse eğer anında müdahale etmesi gerekir. Ancak Felix burada kendi yazdığı hilenin işleyişinden bir haber gibi davranması mantıksız bir durum olmuş.

Ek olarak ikinci bölümde karşılaştığımız oyun görevinde Felix, oyunla yakından uzaktan alakası olmayan ya da alakası aktarılmayan ünlü bir oyuncuyu öldürmesi gerektiğini görüyoruz. Emniyetten nasıl çalındığı ve Felix'in evine nasıl konulduğu hakkında aşırı şüphelerimin olduğu silahlardan birini alarak görevi gerçekleştiriyor. Burada asıl büyük mantık hatasını da üçüncü bölümde görüyoruz. İkinci bölümde ünlü oyuncu daha cafeye gitmeden gideceği cafenin koordinatlarını veren oyunumuz sayesinde Felix, mükemmel bir atış yaparak uzak mesafeden çok iyi bir şekilde kafasından vuruyor. Buradaki asıl mantık hatasını da üçüncü bölümde Felix'in kullandığı silahtan çıkan boş kovanın dijital bir şekilde kaybolduğunu görüyoruz. Emniyetten çalınan gerçek bir silahla gerçek bir mermi kullanarak oyun görevi gereği birinin gerçekten ölmesine rağmen boş kovan ne hikmetse dijital bir şekilde kayboluyor.

Daha üçüncü bölümden bazı şeyler tabi ki netlik kazanamaz ileri de belki de bu gerçekleşen olayların aşırı derecede güzel bir bağlantısı olacağını göreceğiz ancak  bu tarz eksiklikler dizinin işleyişini yavaşlattıkları için biraz sıkıcı olabiliyor. 

Şimdi diyeceksiniz ki: "hiç mi güzel bir yanı yok bu dizinin izlemeyelim mi yani?" Kesinlikle izlemenizi öneririm. Bir kere ülkemiz dizi tarihinde eşine rastlamadığımız çok güzel bir konuyu ele alarak üstelik bunu da web dizi şeklinde ücretsiz olarak bizlere sunarak yapıyorlar. Sadece bu yüzden bile arka sekme de sırf reklamlardan para kazanmalarına destek olmak için defalarca açılabilir. Bunun dışında oyuncular amatör olmasına rağmen bir iki oyuncu dışında gerçekten takdire şayan bir performans sergiliyorlar. Özellikle üçüncü bölümde adını göremediğim ancak 10. dakikada gördüğümüz kızıl saçlı bayanın oyunculuğunu gerçekten çok beğendim. Bunun yanısıra ufak bir spoiler daha vericem üçüncü bölümün sonunda birde after credit sahnesi var.

5 Ocak 2018 Cuma

Pardus 17.1 Whatsapp Kurulumu

Bir Pardus 17.1 kullanıcısı olarak bilgisayarımda özellikle Whatsapp ve Telegram uygulamalarının olması benim için oldukça önemli. Telegram malumunuz üzere Linux tarafında her dağıtımda rahatlıkla bulabileceğiniz bir uygulama olduğu için hiç sorun olmuyor. Biz Linux kullanıcıları Whatsapp için bu sorunu resmi olmayan Whatsie uygulamasıyla gidermiştik. Ancak Whatsapp, kendi masaüstü uygulamasını Windows ve Mac ortamları için çıkardıktan sonra bu alanda bizim kurtarıcımız olan Whatsie uygulaması yayından kaldırıldı. Bu yüzden bende son kullanıcı olarak yeni alternatifler aramaya başladım ve en sonunda Rebellin Linux sitesindeki Whatsapp for Rebellin uygulaması ile karşılaştım.


Baştan belirteyim bu uygulamayı şu an için sadece Pardus 17.1 üzerinde denedim ve diğer dağıtımlarda çalışıp çalışmadığıyla ilgili net bir bilgim yok ancak Debian tabanlı diğer dağıtımlarda da çalışabileceğini düşünüyorum. İsterseniz anlatmaya başlayayım.

Öncelikle kök dizin içindeki opt klasöründe bir Whatsapp dosyası açıyoruz. Bunun için aşağıdaki komutu kullanmamız gerekiyor.

sudo mkdir -p /opt/Whatsapp
Bunun ardından aşağıdaki indirme linklerinden indirdiğimiz Whatsapp dosyamızı oluşturduğumuz klasörün içine çıkarıyoruz. Önemli bir nokta eğer 32 bit dosyayı indirdiyseniz aşağıdaki kodda yer alan Whatsapp64.tar.xz kısmını Whatsapp32.tar.xz olarak değiştirin. Ayrıca dosyayı İndirilenler klasörüne indireceğiniz için öncelikle İndirilenler klasöründe sağ tıklayıp "Burada Terminal Aç" seçeneğine tıklayıp sonra aşağıdaki kodu kullanın.

sudo tar -xJvf Whatsapp64.tar.xz -C /opt/Whatsapp/ 
Son olarak Whatsapp uygulamamızın kısayolunu uygulama başlatma menüsüne eklemek için öncelikle aşağıdaki kodla oluşturduğumuz Whatsapp klasörüne girmemiz gerekiyor bunun için;
 cd /opt/Whatsapp
Ve burada dosya içerisinde çıkardığımız dosyamızın içerisinde yer alan Whatsapp.desktop dosyasını /usr/share/applications içine atmamız gerekiyor. Bunu yapmak için ise;
sudo cp WhatsApp.desktop /usr/share/applications
kodunu girmemiz gerekiyor.

Artık Whatsapp uygulamamız Pardus 17.1 üzerinde kurulmuş durumda. Uygulamaya erişmek için Başlat tuşuna (Wishker Menu) basarak İnternet sekmesi yolunu izleyebilirsiniz.



Kaynak: https://therebellin.com/whatsapp-for-linux/

3 Ocak 2018 Çarşamba

Opera Browser Flash Player Sorunu Çözümü

Eğer bir Linux kullanıcısysanız ve Opera Browser kullanıyorsanız Flash Player sorununu kesinlikle yaşamışsınızdır. Nedenini bilmiyorum ama ne zaman Opera Browser kursam ve kullanmaya kalksam ister Windows'ta ister Linux'ta hiç farketmiyor, hep bu sorunla boğuşurum. Ancak BSD-TR sitesinde gördüğüm bu çözüm benim adeta kurtarıcım oldu.


Baştan belirtmek isterim aşağıdaki işlemler Pardus 17.1 sürümü gibi Debian altyapısını kullanan dağıtımlar için geçerli bir işlemdir. Diğer işletim sistemleri ve Linux dağıtımlarında uyumlu olup olmadığı şahsım tarafından test edilmemiştir.

Öncelikle yaptığımız işlem temelde Ubuntu'nun oxideqt-codecs-extra.deb paketinin içinde yer alan libffmpeg.so dosyasını opera dizinine kopyalamak. Bunun için öncelikle aşağıdaki kodla dosyamızı indiriyoruz:

$ wget http://security.ubuntu.com/ubuntu/pool/universe/o/oxide-qt/oxideqt-codecs-extra_1.21.5-0ubuntu0.16.04.1_amd64.deb
Ardından inen dosyamızı home dizinimizde bulup  "Buraya Ayıkla" seçeneğiyle tıpkı bir .zip dosyası açar gibi açın. Açılan klasörün içine girip "data.tar.gz" dosyasını yine "Buraya Ayıkla" seçeneğiyle açın ve çıkan usr klasörünün içinde "lib/x86_64-linux-gnu/oxide-qt" yolunu izleyin. Karşınıza çıkan libffmpeg.so dosyası bizim Opera dizinine kopyalayacağımız dosyadır. Şimdi sırada bu dosyamızı Opera dizinine kopyalamak kaldı.
Opera
Bunun için öncelikle klasör içerisinde boş bir alana sağ tıklayarak "Burada Terminal Aç" seçeneğini seçin ve aşağıda verdiğim kodu açılan terminal ekranına yapıştırın;
sudo cp libffmpeg.so /usr/lib/x86_64-linux-gnu/opera/lib_extra/.
Son olarak Opera'yı kapatıp açın ve kontrol etmek isterseniz eğer buraya tıklayabilirsiniz.

24 Kasım 2017 Cuma

İş Arayanlar İçin 3 Kullanışlı Google Chrome Eklentisi

Özellikle günümüzde işsizliğin yükselmesi ve 3 milyon barajının üstünde yer almasıyla iş arayanlarda yeni yollar bulmak zorunda kaldılar. Özellikle internetin yaygın olarak kullanılması ve internet tarayıcılarının eklenti eklenmesi desteklemesi ile birlikte birçok ilginç alan için eklentiler ve yenilikler yapılmaya başladı.
Şu anda her ne kadar Opera Browser kullanıyor ve geliştirilmesine katkı sağlamaya çalışsam da (bu arada geliştirdiğim eklentilere buradan ulaşabilirsiniz) dünyanın en çok kullanılan internet tarayıcısı olan Chrome'u da takip etmek gerek. Bu yüzden dün gece yatmadan önce eklentilerine bakıp kullanışlı olan ne var diye incelerken "İş Bulma" diye bir başlık gördüm ve girdiğimde toplamda 17 tane eklenti vardı. Eklentilere göz attığımda ise aşağıda saydığım üç eklentinin yararlı olabileceğini düşündüm. İsterseniz gelin şimdi bu eklentileri inceleyelim.

Hunter - Mail Yakalayıcı


Hunter'a üye olarak aylık 100 adet ücretsiz olarak mail taraması yapabiliyorsunuz. Özellikle mail listesi oluşturanlar ve diğer insanlarla iletişime geçmek isteyenler için oldukça ideal bir eklenti. Bu işi olmayan bir insanın ne işine yarayacak diye merak ediyorsanız eğer size bir öneri... Öncelikle uygun şirketler ve kendinizle ilgili pozisyonlar için bir mail listesi oluşturdunuz diyelim. Ardından bu mail listenize kendinizi ve durumunuz açıklayın kısa ve öz bir yazı ekleyerek ekte de CV'nize yer verirseniz iş bulma olasılığınızı yükseltmiş olursunuz.

FullContact for Gmail & Inbox


Eğer sürekli bir Gmail kullanıcısıysanız özellikle sizin için oldukça güzel ve faydalı bir uygulama olacaktır. FullContact'e üye olduğunuzda Gmail hesabınız üzerindeki kişileri listenize ekleyip olanlarla ilgili bağlantı bilgilerini liste halinde görebilirsiniz. Tabi eklediğiniz kişilerin ilgili bağlantılarını da siz ekliyorsunuz. Bu yüzden belki biraz uğraştırıcı gelebilir ancak sonunda elde edeceğiniz veriler ile o kişilerle daha yakın ilişkiler bile kurabilirsiniz.

Huntr: Job Search Tracker


Bir Huntr.co eklentisi olan Huntr ile bulduğunuz iş ilanlarını kaydedebilir, ilgili notlarınızı yazabilir, iş ilanlarının linklerini ve içeriklerini saklayabilirsiniz. Evet "saklayabilirsiniz" ifadesi biraz değişik oldu bende farkettim ancak bir başvuru listesi oluşturuyorsanız ya da başvurduğunuz ilanları daha sonra kontrol etmek istiyor ve görüşmeye gideceğiniz zaman sizden neler beklediklerini hatırlamak istiyorsanız. İlan sitelerinde yeniden o ilanı aramakla uğraşmadan direk Huntr ile elinizin altında tutabilirsiniz.

Unutmayın ki iş aramak tam zamanlı profesyonel bir iştir...

20 Kasım 2017 Pazartesi

Netflix'in Yeni Harikası: The Punisher

İlk bölümü yayınlanan The Punisher, güzel bir sezonun bizi beklediğini daha ilk bölümünden gösterdi. Bir Marvel karakteri olan Frank Castle ile takip edenlerinde bileceği üzere ilk olarak Daredevil dizisinde tanışmıştık. Netflix gelen güzel tepkilerden sonra bir The Punisher dizisi çekileceğini açıklamıştı. Frank Castle karakteri olarak seçilen Jon Bernthal, karakteri aslında gerçekten güzel canlandırmış. Birçoğumuzun The Walking Dead'den tanıdığı ve pek haz etmediği Shane, Frank Castle olarak çok iyi bir iş çıkarmış.


Bunun yanı sıra karakterimizi biraz tanıyacak olursak; kendisi Deniz Piyadesi olarak askerliğini yapmış ve keşif, keşif gücü ve keskin nişancılık dallarında da eğitim almıştır. ABD ordusuyla Vietnam savaşına da katılan Frank Castle, bu savaş esnasında bir esire tecavüz ettiği için arkadaşını kendisi öldürmüştür.

Dizinin ilk bölümünde ailesini öldürenlerden intikamını alırken gördüğümüz Castle, sonrasında bir inşaat işçisi olarak hem ailesinin acısını dindirmek için hem de sinirini insanlardan çıkarmaktansa balyozla duvarları yıkarak çıkarırken görüyoruz. Mesai arkadaşlarının kendisine karşı tavırları ve mafyanın kumarhanesine yaptıkları baskından sonra onları ele verebileceği için suçsuz birini öldürmek istemeleriyle çığırından çıkan Castle, mesai arkadaşlarını öldürdükten sonra mafyanın kumarhanesini tek başına basıp ortalığı dağıttığını ve kumarhanedeki herkesi tek başına öldürdüğünü görüyoruz.

Dizi de aksiyonun eksik olmayacağını ve özellikle mafyanın bir hamle yapması ilerleyen bölümlerde muhtemel bir olay zinciri olarak karşımıza çıkıyor. Tabi başrol olduğu için ölmeyecek olan Frank Castle'a zor durumlarında ilerleyen bölümlerde Daredevil ve Defenders ekibi yardıma gelir mi görmemiz gerek. Belki The Flash ve Arrow'da olduğu gibi ortak bölümler görebiliriz.

18 Kasım 2017 Cumartesi

Pardus 17.1 İnceleme

Uzun bir aradan sonra yeni bir yazı ile sizlerin karşısına yeniden çıkmak çok güzel bir duygu... Son zamanlarda gerek iş yoğunluğum gerekse vizelerin yoğunluğundan ötürü blogu oldukça fazla boşladığımın farkındayım. Bu yüzden bugünden itibaren en azından haftada bir bile olsa blogumda bir yazı yayınlama kararı aldım. Kısacası artık daha sık görüşebileceğiz. Lafı fazla uzatmadan konuya direkt olarak balıklama dalma düşüncesindeyim.


Bildiğiniz gibi (özellikle Linux kullanıcıları daha iyi bilir) Tübitak tarafından geliştirilen bir yerli Linux dağıtımımız var, adı Pardus. Pardus denildiğinde aslında tek bir işletim sistemi gelse de insanların aklına aslında bu durum biraz karışık (bunu farklı bir yazıda dile getiririm) ve yazının devamında Tübitak tarafından geliştirilen Pardus sürümü için konuşacağız. Tübitak geçtiğimiz günler yayınladığı görselle Pardus için uzun vadeli bir program belirlediğini ve geliştirmeleri sürekli hale getirdiğini açıkladı.


Yukarıda gördüğünüz bu takvimde Tübitak Pardus'un geliştirmelerine 2025 yılına kadar aralıksız devam edecek. Bu durum bu yüzden sevindirici bir haber. Bunun yanı sıra bir süredir kullandığım Pardus 17 (gelen son güncelleme ile artık 17.1 oldu) hakkında gözlemlerimden kısa bir şekilde bahsetmek istiyorum.


Öncelikle önceki Pardus sürümlerine nazaran XFCE masaüstü ortamını varsayılan olarak kabul eden bu sürüm görsellik açısından benim çok hoşuma gitti. Özellikle XFCE özelleştirmelerinin artıları ve Pardus'un varsayılan duvar kağıtları ve simge setleri de son zamanların modası olan materyal tasarıma uygun bir şekilde seçilmiş olması gerçekten güzel olmuş. Son kullanıcı olarak kurulumda ve kullanımda herhangi bir zorluk çekmediğim için son kullanıcı olarak sizlere de kesinlikle öneririm. Özellikle masaüstü ortamı olarak en hafif ortamlardan biri olan XFCE'nin varsayılan olması ve RAM tüketiminin düşük olması eski bilgisayarlar için bile rahatlıkla kullanılabilecek bir dağıtım olarak karşımıza çıkıyor.

Aslında yazılacak belki birçok konu var ancak hem biraz teknik konulara girmesi hemde başka sitelerden çok daha detaylı olarak öğrenebileceğiniz için son kullanıcı açısından kısa bir incelememi sunmak istedim. Eğer olur da indirmek isterseniz aşağıdaki  linklerden hem XFCE hem de Deepin arayüzlü halini indirebilirsiniz.

Pardus 17.1 XFCE indir

Pardus 17.1 Deepin indir


22 Eylül 2017 Cuma

İngilizce Düzensiz Fiiller

İngilizce de zamanlara çalışırken farkettim ki düzensiz fiilleri (irregular verbs) unutmuşum. Oysa ki zamanında hepsini ezbere hiç aralıksız sayabiliyordum. Zamanla tekrar etmeyince ve kullanmayınca haliyle unutuyor insan... Ben de hem tekrar etmek hem de hatırlamak amacıyla liste şeklinde düzensiz fiillerin hepsini oturdum listeledim. Eğer sizde ingilizcedeki düzensiz fiilleri (irregular verbs) ve hallerini merak ediyor ya da ezberlemek istiyorsanız hazırlamış olduğum listeden yararlanabilirsiniz. 


11 Eylül 2017 Pazartesi

Gönüllü CV Danışmanlığı Projesi: CV Destek

Linkedin'de aktif olarak takip ettiğim insan kaynakları uzmanlarından Sinem Işık tarafından son zamanlarda çok güzel bir proje hayata geçirildi. Çok yakından takip ettiğim bu projeyi sizlerle de paylaşmak istedim. CV Destek adındaki projenin asıl amacı aslında yeni mezun olmuş ve insan kaynakları alanında iş arayan ancak iş tecrübesi olmayan bireyler için hem tecrübe kazandırabilecek hem de CV'lerini düzenleme konusunda yardım arayan bireylere ücretsiz danışmanlık hizmeti vererek CV'lerde yaptıkları hataları göstermek.


Aslında CV Destek projesi ile en başından itibaren ilgimi çeken en önemli olay etap etap ilerlemesi ve her etapta farklı bir ekibin kurulması. Her kurulan ekipte sıkı bir eğitimden geçerek proje başladığında eğitimli birer ekip elemanı haline geliyorlar. Şimdi diyeceksiniz ki bu ekip tecrübesiz bizim CV'ler üstünkörü incelenmiş olacak. Aslında öyle değil. Şöyle ki ekipteki arkadaşlar eğitimlerini aldıktan sonra incelemelere başlıyorlar ve son onay ise Sinem Hanım'dan geçiyor.

Yeni bir mezun için kesinlikle çok faydalı olan projeden yararlanmak ya da projede yer almak istiyorsanız Sinem Hanım'ın İK Cafe bloguna girerek yayınlanan ilanları takip etmeniz yeterli olacaktır. Projeden yararlananların bazı geri bildirimlerini de aşağıdan okuyabilirsiniz.

Gönüllü CV projesi kapsamında doğru bildiğim yanlışlarımı fark etmemi sağladınız.Böyle bir proje ile birçok kişiye dokunmanız, onların yeni işlere sahip olabilmeleri adına destek olmanız takdire şayan. Bu kapsamda bana sağlamış olduğunuz destek için de şükranlarımı sunuyorum.
Göndermiş olduğum Cv’min içerik ve düzen konusunda profesyonel olan bakış açılarınız ile beni yönlendirmeniz , bu ve bundan sonraki iş arayış sürecimde etkin bir rol oynayacak. Değerli bilgi ve katkılarından dolayı emeği geçen Merve Hanım’a ve CV Destek Ekibine teşekkürlerimi sunarım. 
Öncelik ile vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Çok güzel bir iş yapıyorsunuz.
Ama bu işin neticesine alabilmek için cv lerimizi okuyan değerlendiren karşı taraflarından bence sizler tarafından eğitilmesi gerekir ki bir anlamı olsun.
çünkü sizin profesyonelliğinize sahip olmayan kişiler okur ise yine bir anlam ifade etmeye bilir. Teşekkür ederim.
Yeni mezun ve kariyerinin henüz başında bir birey olarak, CV mi düzenleme gibi bir katkı ile hayatıma dokundunuz. Karşılıksız yapılınca iyiliktir bunun adı. Emeklerinize sağlık ! ✨ 

9 Eylül 2017 Cumartesi

Artık Köşe Yazarlığı da Yapıyorum

Aslında blogumda siyasi içerikli yazılar yazmayı çok sevmiyorum. Her ne kadar kişisel bir blog olduğu ve istediğim konuda yazı yazmama açık bir blog olduğu için hiç sırıtmayacağını düşünsem de bu tarz yazıların kişisel bloglarda bulunmasından yana değilim nedense... Bu yüzden bende daha rahat edebileceğimi ve yazılarımın yayınlandıktan sonra siyasi anlamda benimle aynı fikirleri paylaşan insanlara ulaşacağını düşündüğüm için köşe yazarlığı yapmaya karar verdim.


Öncelikle internette yer alan haber sitelerini listeledim ve konularına göre ayıkladım. Özellikle yerel haber sitelerinden uzak durmaya gayret gösterdim. Çünkü bir yerden sonra haberlerin içeriği ve konuları o bölgenin, ilin ya da ilçenin gündeminde kalmak zorunda oluyor ve bu durumda benim için bir sınırlayıcı etmendi. Daha sonra haber sitelerinin içeriklerini ve yazar kadrolarını incelemeye aldım. Bunu yapmamdaki amaç hem kendimi hem de yazılarımın yayınlanacağı haber sitelerini korumaktı. Çünkü benim görüşlerimle ters düşen bir haber sitesinde yazımın çıkması o haber sitesinin hem ziyaretçi kaybetmesine hem de benim diğer yazarlar ve ziyaretçilerle sorunlar yaşamama neden olabilirdi. Bu yüzden siyasi görüşüm ve düşüncelerimle ters düşen haber sitelerini eleyerek gönüllü köşe yazarlarına kapılarını açan haber sitelerinin listesine ulaştım. Sonuç olarak elimde bir iki tane site kalmıştı ve bunlardan birisi olan Gazete Kritik sitesinde, benimde blogunu çok yakından takip ettiğim Vural Egemen Sarıgöz haber editörü olarak görev yapıyordu. Bu yüzden elimde sadece Gazete Kritik'te kaldı diyebilirim.

En nihayetinde, işlerimden fırsat buldukça ve elimdeki konular hakkında araştırmalarımı yapıp net verileri elde ettikçe yazmak istediğimi hem Vural Egemen Hocam'a hem de Gazete Kritik'in kendi mail adresine mail atarak bildirdim. Gerek site yetkilileri gerekse Vural Hocam hızlı bir şekilde dönüş bu durumdan gayet memnun olacaklarını ve istediğim zaman istediğim yazımı yayınlayabileceğimi belirttiler. Sonuç olarak artık çalışma hayatımızı ilgilendiren siyasi konuları ayrıntılı verilerle bir araya getirerek elde ettiğim sonuçları Gazete Kritik sitesindeki köşemde yayınlıyorum.

Gazete Kritik köşeme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Yazılarıma yorum yaparsanız eğer sevinirim.

8 Eylül 2017 Cuma

İşçi Grevlerine Bakışımız

İzmir'de faaliyet gösteren İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İzdeniz A.Ş. çalışanlarının yaptığı grevden sonra gördüm ki işçi grevlerine bakış açımız oldukça ilginç... Siyasete oldukça düşkün olan vatandaşlarımız her konuda olduğu gibi işçilerin yürüttüğü hak mücadelelerine yine siyaseti işin içine katmayı başardılar. Bu yüzden öncelikle grev hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.

İzdeniz çalışanları, üyesi oldukları sendika ile İzdeniz arasında yapılan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinden sonuç alamayınca son çare olarak grev kararı almış ve 23 gün boyunca hak mücadelesi vermişlerdir. Ancak bu hak mücadelelerini, sadece işverene karşı değil aynı zamanda bu hak mücadelesinde desteklerini bekledikleri halktan aldıkları tepkiye karşı da verdiler.


Aslında halkın tepki vermesi bir yere kadar normal karşılanabilir. Ancak bir yerden sonra greve karşı olan tepkinin üstüne siyasi konuşmalarda eklenince grevi işçiler için zorlaştıran bir etken haline geliyor ne yazık ki. Bir hak mücadelesi olan işçi grevlerinin hiçbir siyasi amacı yoktur öncelikle bilinmesi gereken budur. Ancak nedense biz bunları bir türlü anlayamıyor ya da anlamak istemiyoruz.

Bu yüzden halk olarak işçi grevlerine her zaman bir önyargıyla yaklaşıyoruz. Çünkü işçi grevleri olursa hizmet almamız ya gecikiyor ya da engelleniyor. Ancak şunu bilmiyoruz ki bu grevi yapanlarda eğer grev yapmazlarsa bizim yararlandığımız hizmetlerden kendileri yararlanamayacaklar. Hep kendimizi düşünerek tepki gösterdiğimiz insanlar grevde yer almazlarsa hem yasal sorunlarla karşı karşıya kalacaklar hem de ekonomik sorunlarının yanı sıra diğer işçi arkadaşlarını da yalnız bırakmış olacak. Bir işyerinde işçilerin birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleri ve sendikalı olmaları, işveren ile işçi arasındaki dengesizliği gidereceği gibi insan onuruna yakışır iş dediğimiz insanca yaşamanın gereklerini yerine getirebilecek çalışma ortamı ve ücret dengesini de sağlayacaktır.

14 Haziran 2017 Çarşamba

Akademik Dünya'ya İlk Adımlar

Uzunca bir süredir yazamadım. Bende bu yüzden bu yazımda son zamanlarda yaşamış olduğu gelişmelerden kısa notlarla yazacağım bu yazımı...

En son yazdığım yazımdan bu yana aslında çok büyük bir değişiklik olmasa da güzel gelişmeler ve olaylar yaşadım diyebilirim. Bunlardan ilki 5 Haziran tarihinde CHP Emek Büroları tarafından düzenlenen Kıdem Tazminatı Fonu Çalıştayı'ydı. Şu anda iş piyasalarında büyük tartışma konusu olan ve gündemi yoğun bir şekilde işgal eden kıdem tazminatı fonu çalışmaları ile ilgili güzel ve etkili bir çalıştay oldu. Bu arada belirteyim burada saydığım konuların kısa detaylarını yazının devamında vereceğim ayrıca ayrıntılı olarak her biri için ayrı birer yazı yazmayı da düşünüyorum.


Ankara'da gerçekleşen bu güzel çalıştaydan sonra üniversiteyi okuduğum şehire Zonguldak'a gittim. Dolu dolu 2 gün geçirdim. Özellikle okuduğunuz şehire bir takım şeyleri başarmış ve belli bir seviyeye gelmiş biri olarak gitmek çok başka bir haz uyandırıyor insanda. Özellikle hocaların yanı sıra genel merkezi Zonguldak'ta olan Genel Maden İş Sendikası'nı ziyaretim sırasında çalıştığım yeri söyleyince ayrı bir güzel karşılanmak beni mutlu eden etkenlerden biri oldu. Keza yine aynı şekilde Zonguldak İşkur İl Müdürlüğündeki ziyaretim sırasında da aynı duyguları yaşadım.

Bunların yanı sıra artık Gazete Kritik isimli haber sitesinde de köşe yazıları yazmaya başlıyorum. Tabi güzel bir fotoğraf bulabilirsem. Şimdi siz aşağıdaki yazar hakkında kısmındaki eski resmimi gördükçe değiştir artık şu fotoğraf diyorsunuz haklısınız da yakın zamanda güzel bir fotoğraf çekilerek değiştireceğim. Ayrıca Academia.edu ve SlideShare.net internet sitesinde de akademik amaçlı hazırlamış olduğum bazı araştırmalarımı da paylaşmaya başladım. 

Çalıştay'dan Notlar

Son dönemlerde gündemi oldukça sık bir şekilde meşgul eden ve çalışma hayatımızı oldukça net bir şekilde etkileyecek olan kıdem tazminatı fonuna yönelik çalışmalar hükümet tarafından çok gizli bir şekilde yürütülüyor. Şu ana kadar kimsenin çok net bir bilgisinin olmadığı ve sadece gazetelerden gördüğümüz müjde(!) haberleriyle okuduğumuz kıdem tazminatı konusunda CHP Emek Büroları, tüm tarafların katılımının sağlandığı, demokratik ve etkili bir çalıştay düzenledi. Çalıştay'da edindiğim bilgilere ayrı bir yazı da değineceğim ancak şunu söyleyebilirim ki kesinlikle çok iyi bir organizasyon olduğu konusunda hiç bir şüphem bulunmuyor.

2 Haziran 2017 Cuma

Deniz İşkolunda Sendikalaşma Düzeylerindeki Değişim

Hepimizin bildiği üzere sendikalar çalışma hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biridir. Özellikle ülkemizde son dönemlerde ortaya çıkan kiralık işçilik konusu her ne kadar sendikalaşmayı önleyen ve sendikaların faaliyet alanlarını kısıtlayan bir durum olsa da deniz işkolu olarak adlandırdığımız 16 No'lu Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk işkolunda durum biraz daha farklı işliyor. Çalıştığım kurum olan Türkiye Denizciler Sendikası için yapmış olduğum çalışma sadece deniz işkolunda sendikalaşmadaki farkındılığı artırmaya yönelik bir çalışma olmakla birlikte sendikalaşma oranlarındaki değişimi tanımlayıcı niteliktedir. Bu yüzden akademik bir çalışma niteliğini taşımaya yönelik bir amaç gütmemektedir. 

SlideShare profilimden paylaştığım çalışmaya aşağıdan ulaşabilirsiniz.

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Resim Sıkıştırma Araçları

Blog yazarları ve site sahiplerinin en büyük sorunlarından biri de sitelerin geç açılmasıdır. Ziyaretçilerin sitede kalma ve geri dönmelerini sağlamak için bir site ne kadar hızlı açılırsa o kadar önemlidir. Sitelerinizin yavaşlamasına neden olan birçok etmen var ancak bu yazımda başlıktan da anlaşılacağı üzere bu etmenlerin başında gelen sitelerinizdeki resimlerin boyutlarının büyüklüğü...


Bu fazlalıklardan kurtulup resimlerinizin netliğinden vazgeçmek istemiyorsanız yazımda bahsedeceğim siteler ve eklentiler çok işinize yarayacak.

TinyJPG

TinyJPG özellikle içlerinde en çok kullandığım araçlardan biridir. Zamanında Wordpress kullanırken eklentisini siteme kurmuştum ve her yüklediğim resmi otomatik olarak sıkıştırıyor ve öyle yüklüyordu. Bu yüzden ilk önereceğim site ve eklenti kesinlikle TinyJPG olacak. Aşağıdaki resimde de göreceğiniz üzere çözünürlükten kaybetmeden %70 oranında yüklemiş olduğum resmi görebilirsiniz.


Optimizilla

Optimizilla ise TinyJPG kadar etkili olmasa da TinyJPG'e göre daha ayarlanabilir ve isteğinize göre sıkıştırma oranı seçilebilir bir araç... Optimizilla'da sıkıştırma oranı varsayılan görüntü kalitesini %90 çeker ve boyutta küçültme yaparken kalitede %10'luk bir kayıp yaşatır ancak bunu çıplak gözle dahi fark edemezsiniz. Bunun yanısıra dilerseniz resimlerin görüntü kalitesini siz belirleyerek boyutlarını daha da küçültebilirsiniz.


Compressor.io

Compressor.io ise yaptığım denemeler sonucunda TinyJPG'in sıkıştırma oranına en çok yaklaşan site oldu. Özellikle çözünürlükten kayıp yaşatmaması da oldukça etkili bir faktör.


20 Mayıs 2017 Cumartesi

Opera Eklentilerim Yayınlandı

Uzunca bir süredir tarayıcı eklentilerine merak salmış ve araştırmaya başlamıştım. Araştırmalarımın sonunda Opera'nın eklentilerinin açık kaynak kodlu olduğunu ve geliştirmeye ve düzenlemeye yatkın olduğunu gördüm. Bunu fark ettikten sonra da hemen deneme amaçlı bir eklenti yapıp kendi bilgisayarımda denedim. Aslında çok fazla kod bilgisi gerektirmeyecek ve zorlamayacak eklentiler yapmaya çalıştım ve sonunda Opera'ya gönderdim.


Eklentilerimi yazımın sonundaki linklerden bulabilirsiniz. Burada eklentilerimden bahsetmekten ziyade eklentilerin nasıl yazıldığına ve kaynak kodlarına nasıl ulaşabileceğinize değinmek istiyorum. Öncelikle Opera'nın eklenti mağazasına Opera dışında farklı bir tarayıcı üzerinden erişin. Hangi eklentinin kaynak kodunu görmek istiyorsanız onu açın ve sağ taraftaki "Opera'ya ekle" butonuna tıklayın. Aşağıda açılan ufak pencereden "sadece indirin" yazısına tıklayın. 


İndirdiğimiz bu dosya .nex uzantılı bir Opera eklenti dosyasıdır. Eklenti dosyasının .nex uzantısını .zip olarak değiştirin ve dosyayı çıkarın. Çıkardığınız dosya da o eklentiye ait tüm kaynak kodları (resimde görüldüğü üzere) görebilir ve bir editör yardımıyla düzenleyebilirsiniz.


Şimdi de sizlere yayınlanan iki eklentim hakkında ufak bir bilgi vereyim. Bunlardan birisi Yandex.Translate Sidebar eklentisi. Bu eklentiyi kurduğunuzda Opera tarayıcınızın hemen sol tarafında ufak bir panel açılıyor ve bir Yandex butonu beliriyor butona tıkladığınızda ise Yandex Çeviri servisinin mobil görünümü anında açılıyor. Bu eklenti sayesinde Yandex'in Çeviri hizmetini sekme veya pencere açmadan ve bulunduğunuz sayfadan ayrılmadan anında kullanabileceksiniz. Eklentiye buradan ulaşabilir, kaynak kodlarını ise buradan indirebilirsiniz.

Diğer eklentim ise Freelyshout Lite On Sidebar eklentisi. Bu eklenti de yine sol tarafta açılan paneldeki Freelyshout butonu ile çalışıyor. Butona tıkladığınız yerli sosyal ağ platformu olan Freelyshout mobil sürümü açılıyor ve rahatlıkla Freelyshout profilinizin akışını görebilir ya da paylaşımlarda bulunabilirsiniz. Eklentiye buradan ulaşabilir, kaynak kodlarını ise buradan indirebilirsiniz.

16 Mayıs 2017 Salı

Onur Ünlü Yapmış Yapacağını

Ömründe "Leyla ile Mecnun"u bir kere izlemiş ya da "Leyla the band" kliplerinden birini izlemiş biri Onur Ünlü'nün ne kadar kaliteli bir yönetmen olduğunun anında farkına varacaktır. Bunun dışında yapımını ve yönetmenliğini üstlendiği filmlerde ise farkının belli olduğunu hemen görecektir. Hatta eğer izlemediyseniz ya da izlediğiniz halde Onur Ünlü'nün olduğunu bilmiyorsanız; "Güneşin Oğlu", "Polis", "Sen Aydınlatırsın Geceyi", "İtirazım Var" filmlerini kesinlikle izleyin.


Sinema ve dizi sektörümüzün (bana göre) gelmiş geçmiş en iyi yönetmenlerinden biri olan Onur Ünlü, yine farkını ortaya koydu ve kendi yazıp yönettiği "Görünen Adam" filmini Youtube'da yayınlamaya başladı. Yine konu anlamında, bizimkiyle tamamen aynı olan ancak sadece ufak bir farkla bizim dünyamızdan farklı olan bir dünyada yaşayan Kurtuluş adındaki başrolümüzün başından geçenleri gayet eğlenceli ve hareketli bir şekilde anlatıyor.

Şu anda halihazırda ilk üç bölümü yayınlanmış olan dizinin yeni bölümlerinin de yakın zamanda yayınlanacağını düşünüyorum. Özellikle televizyon dünyasındaki sansürlerin yoğunluğu ve bazı kanalların bu durumu abartarak "penisilin" adındaki ilacın söylenişine dahi sansür eklemeleri ve konu itibariyle belli olaylar etrafında dönen ve dönüp dönüp aynı başlangıca geri gelen, çarpık ilişkiler fantezisinin dibine vuran dizilerden sıkılanlar için son dönemlerde internet dizileri bir kaçış yolu oldu. 

Ülkemizde çok fazla yapım olmasa da "Sıfır Bir" gibi amatör yapımlarla (amatör dediğime bakmayın kadro her ne kadar amatör olsa da bence televizyonlarda izlediğimiz dizilere taş çıkartır) başlayıp, Blu TV, PuhuTV gibi büyük şirketlerinde devreye girmesiyle son zamanlarda önemli bir aşama kaydeden internet dizisi sektörüne Onur Ünlü'nün de dahil olması biz izleyiciler açısından oldukça güzel bir haber...

14 Mayıs 2017 Pazar

Yabancı Dizi Önerisi - American Gods

30 Nisan'da yayın hayatına başlayan ve Starz tarafından yayınlanan American Gods özellikle konusu itibariyle oldukça farklı bir açıdan yaklaşarak dizi sektörüne yeni bir soluk getirecek gibi duruyor.


Şu an için sadece iki bölümü yayınlanmış olsa da ikinci sezon onayını almış olan dizi de Shadow Moon adındaki başrolümüz bir banka soygunundan yakalanmış ve 3 yıldır hapiste olan bir abimiz... Normalde 6 yıl hapis cezası alan ancak (muhtemelen) iyi halden erken tahliye edilecek olan Shadow, karısının ölümüyle 3 gün daha erken tahliye edilir ve tüm hikaye bundan sonra başlar.

Oyuncu kadrosunda bulunan John Wick, Hercules ve Karayip Korsanları gibi filmlerden hatırlayacağınız İngiliz aktör Ian McShane, başrolümüz Shadow Moon'u canladıran Ricky Whittle ve Prison Break'teki efsane John Abruzzi rolünde gördüğümüz Peter Stormare gibi oyuncularla tadından yenmez ilk başlarda karışık ancak bir o kadar sürükleyici hikayesiyle daha iki bölümden bizi kendine bağlayabiliyor.

Biraz daha yazarsam spoiler verebileceğimden dolayı yazmayı burada bırakıp sizi dizinin fragmanıyla başbaşa bırakıyorum.