Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2018 Pazartesi

Yerli Sosyal Ağ mı Kuralım?

Son zamanlarda özellikle son iki - üç yıldır yerli sosyal ağ sitelerinde yoğun bir artış yaşanıyor. "Acaba bir sosyal ağ kursam Facebook gibi olsa tutar mı?" mantığıyla açılan sitelerin birçoğu bir süre sonra kendiliğinden kapanıyor. Peki neden bizden bir Marck Zuckerberg çıkmıyor?

Aslında olay o kadar basit değil! "Bir site açarım Facebook gibi olur insanlar kayıt olur ve ben oturduğum yerden para kazanırım" düşüncesi hiçbir zaman tutmaz. Öncelikle bilinmesi gereken bir olgu var o da insanların isteklerine cevap verebilmek. Zuckerberg bunu başardı. Facebook'un ortaya çıktığı dönemde kullanılan sosyal ağ sayısı sınırlıydı ve bunlar bir sosyal ağ mantığından çok Blogger ya da Tumblr kişilerin kendilerine blog açmalarını sağlayan bir yapı mevcuttu. Yani birincisi Facebook tamamen özgür ve bağımsız bir projeydi. 

  
Bunun yanı sıra Mark Zuckerberg başlarda küçük bir kitle için bu sistemi kullandı. Yani sadece Harvard Üniversitesi öğrencileri için yapılmış bir site vardı ortada. Sonra sırayla diğer üniversitelerin kullanımına açıldı. Yani özel bir sistem vardı ve sadece üniversite uzantılı mail adresleriyle kullanılabilen dinamik bir topluluğa hitap eden bir site vardı ortada. Bu da diğer insanların ilgisini çektiği gibi öğrenciler arasında bir fark yaratan bir sistemdi. Bunu hiçbir zaman unutmayın, bir şey kısıtlanıyorsa her zaman ilgi çeker. Diğer insanlar tarafından yoğun ilgi çeken Facebook zamanla herkesin kullanımına açıldı. Ayrıca bu kolay bir şekilde olmadı. İleri derece de pazarlama teknikleri kullanılarak Facebook güncellemeleri yapıldı. Yani Zuckerberg sadece siteyi kurup insanların üye olmalarını beklemedi.

Growth Hacking denilen pazarlama tekniği sayesinde insanların hangi sayfalarda ne kadar vakit geçirdiklerini ve bu sayfalarda nelere yöneldiklerini inceleyen bu pazarlama tekniği özellikle Facebook güncellemelerinde oldukça fayda sağladı. Zuckerberg sadece bir yazılımcı değildi. Aynı zamanda okulu bırakmadan önce yazılım derslerinin yanı sıra psikoloji ile ilgili derslere de girerek yazılımı psikoloji ile bir araya getirmeyi ve kullanıcıların psikolojik analizleri üzerinden ne tarz eylemlere eğilimi olup olmadığını ölçerek tamamen bilimsel bir şekilde Facebook güncellemelerini yaptı.

Uzun lafın kısası bir site açıp insanların gelmesini ve paylaşım yapmalarını beklemek boşa vakit kaybı olacağı gibi insaların da bu kadar basit mantıkla hareket eden varlıklar olmadığını bilmeniz ve görmeniz gerekir.

9 Ekim 2018 Salı

Düzenli Blog Yazmak Ne Kadar Önemli?

Özellikle SEO konusunda site sahiplerinin ya da blog yazarlarının uyması zorunlu kurallardan bir tanesi de düzenli içerik üretmeleridir. İçeriğin kalitesi kadar site içeriklerinin düzenli olması da oldukça önemlidir. Bunun başlıca nedeninin sizi ziyaret eden ziyaretçilere günceli içerikler sunmak ve arama motorlarının güncel içeriklere daha çok önem vermesidir.


Sizi ziyaret eden ziyaretçi kitlenize düzenli içerikler sunarak onları kalıcı hale getirebilir ve sitenizin arama motorlarında üst sıralarda yer almasını sağlayabilirsiniz. Yukarıda da belirttiğim gibi içeriklerin düzenli ve güncel olması kadar içeriğinin kalitesi de son derece önemli bir etken. Özgün, kopyala - yapıştır olmayan ve yeterince ilgi çekici içerikler sitelerinizi üst sıralarda tutmak ve ziyaretçilerinizin kalıcı hale gelmesi açısından oldukça etkilidir.

Düzenli blog yazan bloggerları incelediğinizde göreceksiniz ki oturmuş bir yapıları bulunuyor. Burada belirtmem gerekir ki düzenli kastım her gün 10 tane farklı yazı girmekten bahsetmiyorum (tabi bir haber siteniz varsa durum değişir). Yazılarınızı belirli dönemlere yayarak ve belirli uzunluklarda yazmalısınız ki istikrarlı bir yapı oturtmalısınız. Bu düzenli ve istikrarlı yapıyı kurduğunuzda ise ziyaretçilerinizin sizi bulmasını bekleyebilirsiniz.

8 Ekim 2018 Pazartesi

Venom: Dost mu Düşman mı?

Marvel'ın önemli kötü karakterlerinden olan Venom bildiğiniz gibi aslında Örümcek Adam'ın baş düşmanlarından birisi aslında. Ancak bazı telif hakları savaşları nedeniyle bir süredir göremediğimiz bu iki karakter sonunda Marvel ve Sony'nin anlaşmasıyla beyaz perdeye geldiler.

Örümcek Adam'ın telif haklarının Marvel'a geçmesiyle birlikte Avangers serisinde yeni Örümcek Adam'ı gördük. Ancak Venom'un haklarının Sony'de olması olayı biraz karışık hale getirdi ve Örümcek Adam olmadan bir Venom filminin olması biraz yavan kalacak gibi bekleniyordu.

Fragmanlardan da görüldüğü gibi gazeteci Eddie Brock (Tom Hardy), önemli bir haberin peşinden giderken bir şekilde Venom simbiyotu ile birleşiyor ve kötü karakter ile birlikte birtakım olaylara karışıyor. Ancak bana göre biraz sıkıcı olan bir senaryo ile birlikte Venom'un asıl çizgisinden saptırıldığı algısı oluşuyor. 

Film genel olarak Tom Hardy olduğu için izlenebilir düzeyde ancak tam manasıyla bir kötü karakter beklemeyin. Filmi izlediğinizde kesin olarak göreceksiniz ki işin içine bir nebze duygusallık katılmış ve bu da Venom'u kendi çizgisinden çıkarmış.

20 Eylül 2018 Perşembe

E-Mail Aboneliği Neden Önemlidir?

Bloglarda ya da haber sitelerinde sürekli sağda solda ya da flash banner şeklinde karşınıza çıkan ufak bir pencere de görürsünüz e-posta abonelik bağlantılarını... Neden önemli bu kadar bu e-posta aboneliği?
 
 
Burada bile en alt kısımda sağ tarafta bulunan e-posta aboneliği sistemi biz blogcular önemli bir etken. Biraz önemsiz bir eklenti veya özellik gibi dursa da eğer bir ziyaretçi sizi e-posta ile takip ediyorsa yazılarınıza değer veriyor demektir. bu da sizin yazılarınızı bir şekilde o kullanıcıya ulaştırmanız gerek demektir. Bunun yanısıra e-posta aboneliği yapan ziyaretçilerinize de hızlı bir şekilde ulaşabilirsiniz. Blog yazarları için özellikle benim gibi kişisel blogu olanlar için ziyaretçilere hızlı bir şekilde ulaşmak kesinlikle çok önemlidir.

E-posta aboneliği ziyaretçilerinizle sizin arasında bağlantı kuran bir köprüdür. Tabi ki herkes sizin yazılarınızı takip etmeyecek ancak kendi kemik ziyaretçilerinizi de e-posta aboneliği ile birlikte kendinize bağlamış olacaksınız.

17 Eylül 2018 Pazartesi

Televizyon Dizileri mi İnternet Dizileri mi?

Özellikle son birkaç yıldır RTÜK'ün sıkı denetimi altında olan ve izleyicileri kötü alışkanlıklara karşı korumak amacıyla sansür manyağı olmuş televizyon dizilerine karşılık daha özgür ve denetimsiz olan internet dizileri de büyük bir artış göstermeye başladı. Peki televizyon dizilerini mi izlemek daha doğru yoksa internet dizilerini mi?
Aslında burada bir ayrım yapmak saçma olur. Evet, biraz kendimle çelişiyorum bunu yazarken ama ayrım yapmak elma mı yersin yoksa acılı çiğ köfte mi demek gibi oluyor. Ancak tabi ki dizi izleyicilerinin büyük bir kitlesi özellikle gençler daha özgür ve denetimsiz olan internet dizilerini ya da televizyon dizilerinin internet üzerindeki sansürsüz versiyonlarını izlemeyi tercih ediyor. Bununla birlikte televizyon dizilerinin son zamanlarda edindikleri konular ve işledik ana temalarını göz önünde bulundurursak bu sektörün oldukça çabalamaya başladığını da görebiliriz.

Örneğin geçenlerde gördüğüm bir tweetten bahsetmek istiyorum. Aşağıda gördüğünüz tweetten anlaşılacağı üzere artık sansür mantığı o derece yapımcıları ve senaristleri sıkıştırmaya başlamış ki bir komedi dizisinde bile bu durum yaşanıyorsa diğer dizilerde kim bilir neler oluyordur. Hemen belirtmek isterim tabi ki gayet güzel diziler mevcut ama televizyon ekranlarının bu tarz konularla aile yaşamını ya da toplum kültürünü saptırması son derece önlem alınması dikkat edilmesi gereken bir konudur. RTÜK'ün sadece içkiyi, sigarayı ya da küfürleri sansürleyerek yapmaya çalıştığı ahlak kurallarını koruma ve toplum ahlakını kontrol altında tutma baskısı farklı konular üzerinden patlak vermeye başladı. Ayrıca tabi ki suçu sadece RTÜK'e yönlendirmek de doğru değil çünkü bu konuyu onaylayan yapımcı ve yazan senarist kendi iç dünyasında nasıl bastırılmış duygulara sahiplerse bu tarz bir konuyla dizi çekerek toplum üzerinde kendilerini kabul edilebilir görmüşler.


Gelelim asıl konumuza internet dizileri çok mu iyi? Aslında evet onlara da harika dememiz doğru olmaz ancak en azından televizyon dizilerine rağmen gönüllü olarak yapılan işlerden dolayı hem konular daha yaratıcı oluyor hem de herhangi bir sansüre maruz kalınmayacağı bilindiği için kullanılan içerikler (içki, sigara, küfür vs.) yerinde ve dozunda kullanılıyor. En azından konu olarak yaratıcı konuları benimsemeleri bile yeter ki son zamanlarda büyük yapımcılarında bu alana el atmasıyla birlikte gerçekten kaliteli yapımlar ortaya çıkmaya başladı. Bunlara en güzel örnek olarak Şahsiyet'i gösterebilrim mesela ya da konu özgünlüğü ve farklılığından dolayı yeni çıkacak olan Yaşamayanlar dizisi güzel örnek olacaktır. Ayrıca bunlara sayılabilecek daha birçok yapımda bulunmakta.

Televizyonun ve yapımcıların internetin kendilerine rakip olduğunu çoktandır bildiklerini düşünüyorum ancak kendilerini güncelleyip geliştirmemelerine halen daha anlam verebilmiş de değilim.

6 Eylül 2018 Perşembe

Dmoz Efsanesi Curlie ile Geri Dönüyor

1998 yılında kurulan ve internet sitelerini kategorilerine göre liste şeklinde bize sunan ve bir dönemin seo açısından en çok fayda sağlayan, dünyanın en büyük dizin sitesi Dmoz'un yayın hayatına, Mart 2017'de Aol tarafından son verilmişti. Özellikle Google Panda güncellemesinden önce Dmoz seo konusunda internet sitelerine en çok katkı sağlayan dizin sitesiydi. Bu yüzden webmasterların göz bebeği konumundaydı.

Nedeni bilinmeyen bir şekilde Aol, Dmoz'u kapatma kararı aldı ve kurmuş olduğu o büyük gönüllü editör ağını tek kalemde sildi. Özellikle Dmoz gönüllüleri işin peşini bırakmadı. Dünya genelinde webmaster forumlarında büyük tepkiler yağdı. Tabi bu büyük gönüllü kitle Dmoz'u yeniden canlandırmanın yollarını ararken kendilerine bir çıkar yol buldular. Dmoz altyapısını biraz güncelleyip tasarımsal yenilikler yaparak bize Curlie.org olarak sunmayı başardı bu gönüllü topluluk.

Wmaracı'ndan Ozi isimli kullanıcının paylaştığı bir gönderiye göre Curlie ekibi, eski Dmoz gönüllülerini bir araya getirmeye başlamış. Attıkları mailde kısaca bir çeviri yapmak gerekirse; "Dmoz altyapısını ve teknolojisini kullanarak, yeni domain ve yeni serverlarda Curlie adıyla devam ediyoruz. Bu gizli bir bilgi değil (Örnek olarak Wikipedia üzerinde Dmoz olarak arayabilirsiniz). Dmoz aslında kapanmadı sadece 7 ay ara verdi ve şimdi Curlie olarak devam ediyoruz. Curlie Dmoz'un bir klonu değildir. Bizim yeni fikirlerimiz, yeni hedeflerimiz, yeni datalarımız ve topluluğa katılmak için yeni yollarımız var. Lütfen gel ve bize selam ver ve topluluğumuza katıl. Seni yakın zamanda aramızda görmek ümidiyle... Curlie Adminleri" dendiğini görüyoruz. Aynı zamanda belirtmek isterim tam metin çevirisi olmayıp sadece önemli gördüğüm kısımların çevirisini yaptım.

Bu mailden de görebileceğimiz gibi Dmoz yazılımlarının çoğunu ve eski datasını Curlie, Dmoz'dan farklı bir yol izleyerek dizin konusunda yenilikler katacağa benziyor. Açıkcası ben Curlie'nin geldiğini duyunca bir nebze de olsa heyecanlandım. Umarım beklediğimiz gibi Dmoz'un yerini alabilecek kalite de bir yapılanmaya giderler.


Bloglarda Tema Seçimi

Kişisel bir blogunuz varsa ya da bir blog yazarıysanız her zaman sizin için önemli olan ilk şey tabi ki içeriktir. Ancak okuyucularınız için içeriğiniz kadar sitenizin görünümü de büyük önem taşımaktadır. Bu yüzden özellikle daha fazla okuyucu kitlesi oluşturmak istiyor ve okuyucularınızı sitenizde tutmak istiyorsanız kesinlikle temanızı kullanılabilir ve ilgi çekici kılın.
Okuyucular genellikle kolay erişilebilirlik ve sadelikten yanadırlar. Hacker forumları ve illegal site ziyaretçileri dışında kimse kolay kolay karanlık ve koyu tonlarda renklere sahip bir siteye girmek istemez. Bu yüzden kesinlikle göz yormayacak ve açık tonda renklere sahip bir tema tercih etmelisiniz. Burada dikkat edilmesi ve iyi anlaşılması gereken püf nokta ise renklerin göz yormayacak uygun tonlarını bulmanız olacaktır. Yani ben size renkli tasarımlar seçmeyin, tamamen beyaz olsun ya da göz yormasın tek renk tema seçin gibi bir şey demiyorum. Renk uyumuna dikkat ederek renklerin çok fazla cırtlak diye tabir edilen aşırıya kaçan renkler olmamasına dikkat edin.

İçeriğiniz her zaman önemlidir. İçeriğinizle birlikte kullandığınız yazı tipi ve yazı boyutu da çok büyük önem taşıyor okuyucu için. Bu yüzden seçtiğiniz font yani yazı tipi çok fazla keskin hatlara  sahip olmayan ve içiçe geçmemiş yazı tipi olsun. Özellikle son zamanlarda internet üzerinden gazete okuyorsanız eğer haber sitelerinin yazı sayfalarında yazı boyutunu düzenlemek için "A+" ve  "A-" şeklinde butonlar görmüşsünüzdür. Bu butonların boyutu normal yazı tipinden farklı olarak biraz daha büyüktür. Özellikle yaşça büyük olan bir kitle için tasarlanmış bu butonlar sayesinde yazı boyutu değiştirilebilir.

Okuyucu her ne kadar sizin makalenizi okumak için gelse de sitenizde kalabilmesi ona nedenler sunun. İçeriğinizde kullandığınız resim ve fotoğrafların olabildiğince konuyla alakalı olmasına ve sayfa boyutuyla orantısız bir büyüklükte olmamasına da dikkat etmeniz gerekiyor. Tabi sayfa yükleme hızını etkilememesi için resim boyutlarını küçültmeyi de unutmayın. Bu konuda herhangi bir fikriniz yoksa buradan size sunmuş olduğum araçların karşılaştırmalı sonuçlarına bakabilirsiniz.

30 Ağustos 2018 Perşembe

Firefox Quantum: Hız ve Tasarım Bir Arada

Geçenlerde ev bilgisayarımda kullandığım internet tarayıcısını değiştirmek istedim. Normalde Yandex Browser kulanıyordum ev bilgisayarımda ancak çok fazla yenilik gelmediğini ve benim daha çok ilgimi çeken Opera'ya geçmeyi düşündüm.

Opera'yı Pardus 17.3 üzerinde kurdum hatta işyerindeki bilgisayarımda da Opera kullanıyorum yine Pardus 17.3 üzerinde. Ancak nedense işyerinde almış olduğum performansı ev bilgisayarımda alamadım ve bende diğer alternatifleri test etmeye başladım. İşe Firefox ESR 52 ile başladım ve sonuç vasatın altındaydı. Ardından Firefox'un 61.0.2 sürümünün çıktığını gördüm ancak sonucun değişmeyeceğini düşündüğüm için bende diğer alternatifleri denemeye karar verdim. Özellikle Vivaldi'ye hala alışamadığımı gördüm. Chrome'u zaten sevmiyorum. En son Midori'yi de denedikten yeniden Firefox'a döndüm ve son sürümü indirdim.



Kurulumu yaptıktan sonra farkettim ki Firefox kendisini tamamen yenilemiş, Quantum adını verdiği yeni bir altyapıya geçmiş, yeni özellikler getirmiş. Opera'da hali hazırda kullanmakta olduğum ekran görüntüsü alma özelliği gelmiş mesela. Buraya ufak bir not düşmek isterim. Opera yıllardır birçok internet tarayıcısından çok önce birtakım özellikleri kendisine entegre etmeyi başardı. Örneğin; yerleşik reklam engelleme, vpn, ekran görüntüsü alma, yerleşik sohbet uygulamaları (whatsapp, telegram gibi).

Bende biraz denedim ve araştırdım ki Firefox Quantum altyapısına geçtikten sonra 170 milyon kez indirilmiş. Bir yıl önceki istatistiklerle kıyaslandığında ise %44 daha fazla oranda indirilmeye ulaşmış. Yani Firefox çok büyük bir fark yaratmış. Özellikle arayüzünü yenilemesi bence kesinlikle olması gereken bir şeydi. Bu yüzden bence bu başarının temeli arayüzde saklı.

İzlenesi YouTube Kanalları

Kişisel blogumu açarken aslında en azından haftada bir gibi dönemlerle aklıma gelen her konuda yazı yazmayı düşündüm. Sonuçta kişisel blog olduğu için konu kısıtım olmadığını düşünüyordum ancak aslında düşündüğüm gibi de olmadı. Uzun lafın kısası içerik üretmekte özenli davrandığım ve zamanımın yetersiz olduğundan dolayı her bir yazımı uzun aralıklarla yayınlıyorum. Her neyse şimdi asıl konumuza dönelim. 
YouTube özellikle son zamanlarda müthiş bir seviyeye geldi ve artık neredeyse herkesin bir YouTube kanalı var. Kaliteli ya da kalitesiz içerik üreten her türden kanal bulabilirsiniz bu mecrada. Bende kendi takip ettiğim ve videolarını beğeniyle sıkılmadan izlediğim kanalları da sizlere sunmaya karar verdim. İsterseniz fazla uzatmadan listemize geçelim.

Filme Gitmeden Önce


Filme gitmeden önce kesinlikle bu kanal uğrayın. Aslında vizyona giren yeni filmler hakkında spoilerlı veya spoilersız detaylı bilgi alarak filmi daha iyi izlemek istiyorsanız kesinlikle öneririm.

Barış Özcan


Barış Özcan için size kendi kişisel blogundan bir alıntı yaparak bilgi vermek istiyorum: "Kişisel belgesellerini YouTube’da yapmaya devam ediyor. Sanat, tasarım ve teknoloji hikayelerini 1.500.000’den fazla kişi 90 milyondan çok kez izledi." Bence fazla söze gerek yok.

140Journos


YouTube üzerinde kısa belgeseller izleyerek vaktinizi faydalı bir şekilde geçirmek isteyenler için 140Journos kesinlikle ilaç gibi gelecek. Özellikle farklı hikayeleri kendisine konu edinmesi, arka plan müzikleri ve çekim tekniğiyle benim en çok hoşuma giden belgesel kanalı.


Hızlı İngilizce


Hızlı İngilizce ile YouTube üzerinde ingilizce öğrenebilirsiniz. Bizzat tanıdığım Matanat Mammadova'nın akıcı anlatımı ile ingilizceden korkmanıza gerek yok. Bu arada unutmadan söylemek isterim videoların neredeyse tamamında İngilizce ve Türkçe altyazı mevcut.

Talks Turkey




Talks Turkey tıpkı TED konuşmaları tecrübe hikayelerinin anlatıldığı bir kanal. Konuşmacılar ise herkesin yakından tanıdığı alanında uzmanlığı tartışılmayacak kişiler.

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Firefox Tarayıcınızı Tek Çubuk Yapın

Firefox tarayıcısı kullananların karşılaştığı ve genelde benimde şahsi olarak çok hoşlanmadığım özelliği sekmelerin, adres çubuğunun, yer imleri çubuğunun alt alta yer alması ve çok fazla alan kaplamasıdır. Ahmet Özer arkadaşımızın wmaracı forumunda paylaştığı blog yazısına denk geldim. güzel bir çözüm bularak Firefox'u tıpkı Chrome gibi tek çubuk haline getirmiş. Aslında kişisel blogum da başka bloglar ve sitelerde gördüğüm yazıları kolay kolay paylaşmam. Ancak Ahmet arkadaşımız blog yazısını ingilizce yazdığı için Türkçe bir anlatım yapma gereği hissettim.


Öncelikle işin özü Firefox'unuzun kurulu bulunduğu klasöre yeni bir klasör açarak CSS kodlarıyla tasarımsal düzenlemeler yapmış oluyoruz. Bunu yapabilmek için;

Windows kullanıyorsanız: "%appdata%\Mozilla\Firefox\Profiles\XXXXXXXXX.default",
Linux kullanıyorsanız: “.mozilla/firefox/XXXXXXXXX.default” yolunu takip edin.

Buradaki XXXXX ifadesi sizin profil numaranızı belirtir. Örneğin benim için bu klasörün adı "n2gtf3at.default" olarak geçiyor. Bu klasörün içine "chrome" adını verdiğimiz bir klasör açıyoruz. Bu chrome klasörünün içine ise "userChrome.css" adında bir dosya oluşturup aşağıdaki kodları dosyanın içine yapıştırıyoruz. ***Firefox'unuzu kapatmayı unutmayın.

/* 
Original layout by /u/Herkt https://www.reddit.com/r/FirefoxCSS/comments/7eazix/my_attempt_at_a_oneline_interface/ 
New layout by https://ahmetozer.org
Use with compact density
dynamic theme https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/weatherlicious/
*/
:root {
  --tabs-border: transparent !important;                             /* active tab left & right borders - not working in 58?*/
  --toolbox-border-bottom-color: transparent !important;             /* 1px line under background tabs */
  --chrome-nav-bar-controls-border-color: transparent !important;    /* border around url bar */
}
browser {
    margin-right: -17px !important;
    overflow-y: scroll;
    overflow-x: hidden;
}
 /* Move Tab-bar beside Nav-bar */
#TabsToolbar {      
  margin-bottom: 0px !important;
  margin-top: 0px !important; 
  margin-left: 35vw !important;
  margin-right: -34px !important;
  max-height: 32px !important;
}

#nav-bar {      
  margin-bottom: -1px !important; 
  margin-top: -32px !important;
  margin-right: 65vw !important; 
  border-top: none !important;
}   

/* Remove padding above tabbar in compact mode */
#main-window[sizemode="normal"] > #titlebar {
  -moz-appearance: initial !important;
}


/* Back & Forward buttons */  
#back-button > .toolbarbutton-icon,
#forward-button > .toolbarbutton-icon {
  transform: scale(0.9, 0.9) !important;
  margin-left: -2px !important;
  margin-right: -2px !important; 
}

/* Move hamburger menu to the left */
#PanelUI-button,
#customization-panel-container,
#customization-panelWrapper .panel-arrow { 
  -moz-box-ordinal-group: 0 !important;
  margin-right: -6px !important;
}

#appMenu-popup {
  margin-right: -258px !important;
}

#appMenu-popup .panel-arrow {
  margin-right: 248px !important;
}

/* More tools... button */
#nav-bar-overflow-button { 
  transform: scale(0.9, 0.9) !important;
  fill: var(--color-overflow) !important;
}  


/* Tabs */
.tabbrowser-tab {
  height: 32px !important; 
}

/* Remove empty space before first tab
Delete this rule if you need a space to drag the window*/
#TabsToolbar .titlebar-placeholder[type="pre-tabs"]{
    display: none !important;
}

/* Remove border between tabs
Delete this rule if you want separators between background tabs */
.tabbrowser-tab::after, .tabbrowser-tab::before {
  border-left: none !important;
} 

/* Border between background tabs */
.tabbrowser-tab::after, .tabbrowser-tab::before {
  color: grey !important; 
  opacity: .2 !important; 
 }

/* New tab button color */
#new-tab-button, .tabs-newtab-button {
  fill: var(--chrome-color) !important;
  } 

/* tab line - adjust color & size, default #0a84ff 2px */
.tab-line {
  background-color: #0a84ff !important;
  height: 0px !important;
  }


/* Hide various elements */
/* Menu */
#appMenu-fxa-container,                    /* Sign in to Sync */
#appMenu-fxa-container+toolbarseparator,
/* #appMenuRestoreLastSession, */
#appMenu-zoom-controls,
#appMenu-zoom-controls+toolbarseparator,
#appMenu-edit-controls,
#appMenu-edit-controls+toolbarseparator,
#appMenu-library-button,
#appMenu-customize-button,
#appMenu-customize-button+toolbarseparator,
#appMenu-open-file-button,
#appMenu-save-file-button,
#appMenu-find-button,
#appMenu-more-button,

/* URL Bar */
#pageActionButton,
#pocket-button-box,
ar-button,
.autocomplete-history-dropmarker,
#identity-icon-labels
{
    display: none !important;
}
 Yeni sekme sayfasına arkaplan resmi eklemek isterseniz de yine "chrome" klasörü içinde "userContent.css" dosyası oluşturup aşağıdaki kodları içine atın.

@-moz-document url(about:home) {
 body
  {
    background-color: #2D253A !important;
 background-image: url("https://source.unsplash.com/@ahmetozer/likes/1920x1080") !important;
 background-repeat:no-repeat !important;
 background-size: cover !important;
 background-position: center !important;
 overflow:hidden !important;
  }
 #onboarding-overlay-button, .prefs-button { display: none !important; }
 .section-title .click-target span {
   color: #fff !important;
   fill: #fff !important;
  }
 .top-site-inner .title span {
   color: #fff !important;
  }
  
 .prefs-pane-button button:hover {
   background-color: #0000001a !important;
  }
 .edit-topsites-button .edit span {
   color: #fff !important;
  }
}
@-moz-document url(about:newtab) {
 body
  {
 background-color: #2D253A !important;
 background-image: url("https://source.unsplash.com/@ahmetozer/likes/1920x1080") !important;
 background-repeat:no-repeat !important;
 background-size: cover !important;
 background-position: center !important;
 overflow:hidden !important;
  }
 #onboarding-overlay-button, .prefs-button { display: none !important; }
 .section-title .click-target span {
   color: #fff !important;
   fill: #fff !important;
  }
 .top-site-inner .title span {
   color: #fff !important;
  }
 .prefs-pane-button button:hover {
   background-color: #0000001a !important;
  }
 .edit-topsites-button .edit span{
   color: #fff !important;
  }
}

@-moz-document url(about:blank) {
 body
  {
 background-color: #2D253A !important;
 /*background-image: url("https://source.unsplash.com/@ahmetozer/likes/1920x1080") !important;*/
 background-repeat:no-repeat !important;
 background-size: cover !important;
 background-position: center !important;
 overflow:hidden !important;
  }
 #onboarding-overlay-button, .prefs-button { display: none !important; }
}
Hepsi bu kadar. Artık Firefox'u açabilirsiniz. Dilerseniz isteğinize göre CSS kodlarıyla oynayarak sizde kendinize göre tasarım düzenlemeleri yapabilirsiniz.

Ahmet Özer'in yazısına bakmak isterseniz: https://ahmetozer.org/Firefox-one-line.html

Endüstri 4.0 ve Sendikalar

Türk Metal Sendikası ve Uludağ Üniversitesi'nin 3 - 6 Mayıs 2018 tarihleri arasında düzenledikleri "5. Akademek - Söz Çalışma Ekonomisi Öğrencilerinde Kurultayı"na katıldım. Kurultayın ana tartışma konusu bu yazının başlığını oluşturan "Endüstri 4.0 ve Sendikalar" olarak belirlenmiş ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri öğrencileri bu konuda sunumlar hazırlamışlar. Aslında Endüstri 4.0'ı tartışmanın bile erken olduğu bir ortamda bu konunun sendikalarla olan ilişkisine yönelik yapılan çalışmalar haliyle hayali birer literatür taramasından öteye geçememiş.

Her ne kadar Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri öğrencileri arasında sendikal farkındalığı artırmaya yönelik güzel bir organizasyon olsa da bu sene seçilen konu kurultayın biraz istenen sonucu verememesine neden oldu. Son zamanlarda her yerde duyduğumuz ve "geleceğe hazırlanın" sloganlarıyla teknoloji liselerinin reklamlarında sürekli karşımıza çıkan bu Endüstri 4.0 nedir ona biraz değinelim ardından kurultayın neden istenen sonucu vermediğine ilişkin fikirlerimi sizlerle paylaşacağım.


Nedir bu Endüstri 4.0? Yeni bir çağ başlıyor artık. Bilgi çağı adını verdiğimiz bu çağ için aslında 2000'li yılların başında konuşulmaya başlanmıştı. Hatırlarsınız. Windows 95, Windows XP'nin olduğu, internet kafelerde GTA Vice City ve GTA III oynadığımız dönemler. Counter Strike'daki karakterler bile piksel pikseldi o zamanlar. Daha o zaman günümüzdeki teknolojinin zerresi yokken bilgi çağına geçtik deniliyorsa şimdi hangi çağdayız diye de düşünmüyor değilim hani. Neyse lafı fazla uzatmadan Endüstri 4.0 olarak adlandırdığımız yeni endüstri teknolojisi özünde otomasyon sisteminin temel noktası olarak görülmektedir. Yani artık üretim sisteminde hiçbir şekilde insan gücünün/emeğinin kullanılmadığı tamamen makineler ile üretimin gerçekleştirilmesi sürecidir. Endüstri 4.0 ile sadece üretim değil hizmet sektöründe dahi akıllı sistemlerin kullanılması planlanmaktadır. Buna en güzel örnek olarak Amazon'un ve Philips'in şimdilik test amaçlı kurmuş oldukları içinde hiçbir insanın çalışmadığı marketleri örnek verebiliriz. Aşağıdaki videoda da göreceğiniz üzere stok yönetiminden ürünlerin satılmasına kadar tüm süreçler otomasyon sisteminin bir parçası...

Peki Endüstri 4.0 ile çalışmakta olan vasıfsız çalışanlar olarak adlandırdığımız herhangi zanaat ile uğraşmayan ve el becerisi olmayan insanlar ne olacak? Bu da hükümetlerin ve devletlerin yönlendirmesine ve yeni çağa ayak uydurmasına dayanan bir durum. Eğer devletler Endüstri 4.0'a ilişkin yeni reformlar geliştirmezlerse birçok insan işsiz kalacak.

Peki sendikalar bu konuda bir şey yapamazlar mı? Zamanında Cem Davran ve Hande Ataizi'nin başrollerini paylaştığı Ruhsar dizisini hatırlayanlarınız vardır. O diziden aklımda kalan karakterlerden birisi de reklam firmasının sahibi Önder Bey'dir. Çalışanlarını grev yapmadıkları için azarlayan bir patrondu. Şimdi nerede öyle işveren? Bize Önder Bey gibi patronlar gerek dostlar... Her ne kadar kapital düzen içerisinde kendine bir yer edinmiş olsa da çalıştırdığı işçinin emeğini göz ardı etmeyen sonuna kadar hakkını veren patronlar lazım. Yoksa ekonomi politikalarını bile işverenlere göre yapan hükümetler olduğu sürece sendikaların yapabilecekleri şeyler kısıtlı. Örnek vermek gerekirse; Türkiye'de sendikalaşma oranı 2018 yılı Ocak ayına göre %12,38 ve toplu iş sözleşmesinden yararlanma oranı ise tahmini olarak %5 ila %6 arasında. Ancak Belçika'da 2018 yılında sendikalaşma oranı %54,2 iken toplu iş sözleşmesinden yararlanma oranı %99,2. Yani 11 milyon nüfusu olan Belçika, 4-5 milyon işçisine bizden çok daha fazla önem veriyor. Toplam 15 milyon işçimizin 1.5 milyonu sendikalı iken Belçika'nın 5 milyon işçisinin 2.7 milyonu sendikalı.

Kısaca demek istediğim sendikalar örgütlenme konusunda bir doyum noktasına ulaşamamışken Endüstri 4.0'a ayak uydurmaları uzak bir hedef olarak karşımıza çıkıyor. Sendikaların Endüstri 4.0'a uyum sağlamasından önce örgütlenme üzerinde ne denli etkili olabileceklerine yönelik stratejiler geliştirerek bu konu da çalışmalar yürütmeleri gerekmektedir.

17 Mayıs 2018 Perşembe

Almony: Bir Eski Çağ Hikayesi

Uzun zamandır Wattpad üzerinde hikayeleri inceliyordum ve genellikle genç kızların daha çok rağbet gösterebileceği aşk, intikam konularını barındıran hikayelerle türlü türlü cinsel fantezilerin olduğu farklı içeriklere ve benzer olay örgüsüne sahip hikayeler olduğunu gözlemledim. Bu yüzden bende bir hikaye oluşturmaya karar verdim. Amacım ortamda farkındalık yaratmak ya da genç yazar arkadaşlara yönelik eleştiri oluşturmak değil sadece aklımdaki kurguya uygun hikayeyi bir yerlerde paylaşmak ve bunu bir yerlerde yazarak biriktirip belki de ileride kendim için 50-100 tane basıp eşe dosta dağıtmak...

İşte Almony burada devreye girdi. Aslında genel olay örgüsü ve hikaye kapsamında çok fazla bilgi vermek istemiyorum ancak konusu hakkında ufak bilgiler vereceğim. Şöyle ki; Almony tamamen kendi kafamdan uydurduğum ve gerçekliği olmayan bir ilk çağ kabilesi. Almony'de yaşayan Jula hikayemizin ana karakteri ve Almony'nin yasal lideri. Hikaye boyunca Jula, gerek doğanın gerek Almony'nin içindeki gerekse çevre kabilelerdeki tehditlerle başa çıkmaya çalışıyor.

Şu anda hikayenin daha %2  ya da %3'lük bir kısmı bitti diyebilirim. İş yoğunluğumdan dolayı hikaye yavaş ilerlese de bittiğinde güzel bir olay örgüsüne ve kurguya sahip bir hikaye ortaya çıkacağını düşünüyorum. Yazdığım bölümleri okumak isterseniz aşağıdaki buton üzerinden hikayeme erişebilirsiniz.



9 Ocak 2018 Salı

Hile Web Dizi İnceleme

Filmler ve Filimler ekibi tarafından yapılan ve farklı bir kurgu ile o görmeye alıştığımız klasik hikayelerin dışına çıkarak farklı bir şekilde bizi karşılayan Hile web dizisinin 3. bölümü 1 hafta önce yayınlandı. İşleniş açısından farklı bir kurgusu olduğundan şu an için benim hoşuma gitti ancak yazımın genelinde geniş bir incelememi sizlere sunmaya çalışacağım. 


Öncelikle karşılaştığım ya da tam manasıyla oturtamadığım mantık hatalarından bahsetmek istiyorum. Eğer bir Mr. Robot izleyicisiyseniz ilk bölümü izlediğinizde biraz anımsayacaksınız ancak konu ve işleniş olarak tamamen farklı bir yapıya sahip olduğunu görürsünüz. İlk bölümde aslında genel olarak başrolümüz Felix'i tanıyoruz. Felix, çok ünlü ve önemli hacker ya da yazılımcı dememiz daha doğru olur. 

Dizinin genel kurgusundan bahsedecek olursam da Felix'e bir oyun şirketi geliştirdikleri oyunu gizli bir şekilde gönderiyorlar ve açıkları tespit etmesini istiyorlar. Felix ise oyundaki bularak oyuna bazı hileler geliştiriyor ve olaylarda bu hileler kullanıldıkça gelişiyor ve ilginç bir hal alıyor. Öncelikle birinci bölümde Felix'in bir yazılımcı olduğunu anlıyoruz ancak 3 tane monitörü olan bilgisayardan başka çok fazla bir şey göremiyoruz. Sahne aralarında kod ekranı ve birtakım kod dizileri falan gösterseler fena olmazdı aslında. 

Bunun yanısıra oyunun işleyişini incelediğimizde bir mantık hatasından daha bahsetmek gerekiyor. Öncelikle oyuncular oyunu gerçek hayatlarında oynuyorlar ve oyuna başladıkları ilk lokasyon oyun tarafından ana merkez ve kayıt noktası olarak alınıyor. Tıpkı GTA serilerinde oyunu kaydetmek için ana karakterin evindeki kayıt noktasına gitmemiz gibi. Ancak Felix'in oyunu ilk açtığı sahneyi incelediğimizde Felix'te herhangi bir oyunla doğrudan bağlantı kurmasını sağlayacak ve oyundaki görüntüyü kendisinin görmesini sağlayacak herhangi bir lens, gözlük ya da Ironman kaskı gibi bir kask kullanmadığını görüyoruz. Yani oyuncular bu oyuna bağlanırken oyunla aralarındaki entegreyi nasıl sağlıyorlar sorusuyla karşılaşıyoruz.

Ayrıca Felix'in oyuna yazdığı hilelerin işleyişlerinde bazı mantık hatalarıyla karşılaşıyoruz. Nasıl mı? Şöyle ki Felix oyun için bir silah hilesi yazıyor ve ertesi gün dolabında ağrı makineli silahlarla karşılaşıyor ve ikinci bölümde bu silahların emniyetin silah deposundan çalındığını görüyoruz. Bunun yanısıra ikinci bölümün sonunda da para hilesinden dolayı Felix'in banka hesabına milyonlarca kişiden aktarım yapıldığını görüyoruz. Şimdi asıl mantık hatasına gelelim, Felix'in ilk bölüm ve ikinci bölümde çok iyi bir yazılımcı olduğu üstüne basılarak bize aktarılıyor. Ve Felix, bu kadar iyi bir yazılımcı olmasına rağmen hileleri yazarken yazdığı hilelerin çalışma mantığı hakkında bir bilgisi olmadan yazmış gibi (silahların geliş şekillerinden dolayı sadece para hilesi için bahsediyorum) paranın farklı banka hesaplarından geldiğine çok şaşırıyor. Bu kadar iyi bir yazılımcı yazdığı hilenin çalışma mantığını kendisi hazırlar ve hile çalışırken de bütün aşamalar hakkında bilgisi vardır aksi takdirde yazdığı hile bir aşamada hata verirse eğer anında müdahale etmesi gerekir. Ancak Felix burada kendi yazdığı hilenin işleyişinden bir haber gibi davranması mantıksız bir durum olmuş.

Ek olarak ikinci bölümde karşılaştığımız oyun görevinde Felix, oyunla yakından uzaktan alakası olmayan ya da alakası aktarılmayan ünlü bir oyuncuyu öldürmesi gerektiğini görüyoruz. Emniyetten nasıl çalındığı ve Felix'in evine nasıl konulduğu hakkında aşırı şüphelerimin olduğu silahlardan birini alarak görevi gerçekleştiriyor. Burada asıl büyük mantık hatasını da üçüncü bölümde görüyoruz. İkinci bölümde ünlü oyuncu daha cafeye gitmeden gideceği cafenin koordinatlarını veren oyunumuz sayesinde Felix, mükemmel bir atış yaparak uzak mesafeden çok iyi bir şekilde kafasından vuruyor. Buradaki asıl mantık hatasını da üçüncü bölümde Felix'in kullandığı silahtan çıkan boş kovanın dijital bir şekilde kaybolduğunu görüyoruz. Emniyetten çalınan gerçek bir silahla gerçek bir mermi kullanarak oyun görevi gereği birinin gerçekten ölmesine rağmen boş kovan ne hikmetse dijital bir şekilde kayboluyor.

Daha üçüncü bölümden bazı şeyler tabi ki netlik kazanamaz ileri de belki de bu gerçekleşen olayların aşırı derecede güzel bir bağlantısı olacağını göreceğiz ancak  bu tarz eksiklikler dizinin işleyişini yavaşlattıkları için biraz sıkıcı olabiliyor. 

Şimdi diyeceksiniz ki: "hiç mi güzel bir yanı yok bu dizinin izlemeyelim mi yani?" Kesinlikle izlemenizi öneririm. Bir kere ülkemiz dizi tarihinde eşine rastlamadığımız çok güzel bir konuyu ele alarak üstelik bunu da web dizi şeklinde ücretsiz olarak bizlere sunarak yapıyorlar. Sadece bu yüzden bile arka sekme de sırf reklamlardan para kazanmalarına destek olmak için defalarca açılabilir. Bunun dışında oyuncular amatör olmasına rağmen bir iki oyuncu dışında gerçekten takdire şayan bir performans sergiliyorlar. Özellikle üçüncü bölümde adını göremediğim ancak 10. dakikada gördüğümüz kızıl saçlı bayanın oyunculuğunu gerçekten çok beğendim. Bunun yanısıra ufak bir spoiler daha vericem üçüncü bölümün sonunda birde after credit sahnesi var.

5 Ocak 2018 Cuma

Pardus 17.1 Whatsapp Kurulumu

Bir Pardus 17.1 kullanıcısı olarak bilgisayarımda özellikle Whatsapp ve Telegram uygulamalarının olması benim için oldukça önemli. Telegram malumunuz üzere Linux tarafında her dağıtımda rahatlıkla bulabileceğiniz bir uygulama olduğu için hiç sorun olmuyor. Biz Linux kullanıcıları Whatsapp için bu sorunu resmi olmayan Whatsie uygulamasıyla gidermiştik. Ancak Whatsapp, kendi masaüstü uygulamasını Windows ve Mac ortamları için çıkardıktan sonra bu alanda bizim kurtarıcımız olan Whatsie uygulaması yayından kaldırıldı. Bu yüzden bende son kullanıcı olarak yeni alternatifler aramaya başladım ve en sonunda Rebellin Linux sitesindeki Whatsapp for Rebellin uygulaması ile karşılaştım.


Baştan belirteyim bu uygulamayı şu an için sadece Pardus 17.1 üzerinde denedim ve diğer dağıtımlarda çalışıp çalışmadığıyla ilgili net bir bilgim yok ancak Debian tabanlı diğer dağıtımlarda da çalışabileceğini düşünüyorum. İsterseniz anlatmaya başlayayım.

Öncelikle kök dizin içindeki opt klasöründe bir Whatsapp dosyası açıyoruz. Bunun için aşağıdaki komutu kullanmamız gerekiyor.

sudo mkdir -p /opt/Whatsapp
Bunun ardından aşağıdaki indirme linklerinden indirdiğimiz Whatsapp dosyamızı oluşturduğumuz klasörün içine çıkarıyoruz. Önemli bir nokta eğer 32 bit dosyayı indirdiyseniz aşağıdaki kodda yer alan Whatsapp64.tar.xz kısmını Whatsapp32.tar.xz olarak değiştirin. Ayrıca dosyayı İndirilenler klasörüne indireceğiniz için öncelikle İndirilenler klasöründe sağ tıklayıp "Burada Terminal Aç" seçeneğine tıklayıp sonra aşağıdaki kodu kullanın.

sudo tar -xJvf Whatsapp64.tar.xz -C /opt/Whatsapp/ 
Son olarak Whatsapp uygulamamızın kısayolunu uygulama başlatma menüsüne eklemek için öncelikle aşağıdaki kodla oluşturduğumuz Whatsapp klasörüne girmemiz gerekiyor bunun için;
 cd /opt/Whatsapp
Ve burada dosya içerisinde çıkardığımız dosyamızın içerisinde yer alan Whatsapp.desktop dosyasını /usr/share/applications içine atmamız gerekiyor. Bunu yapmak için ise;
sudo cp WhatsApp.desktop /usr/share/applications
kodunu girmemiz gerekiyor.

Artık Whatsapp uygulamamız Pardus 17.1 üzerinde kurulmuş durumda. Uygulamaya erişmek için Başlat tuşuna (Wishker Menu) basarak İnternet sekmesi yolunu izleyebilirsiniz.



Kaynak: https://therebellin.com/whatsapp-for-linux/

3 Ocak 2018 Çarşamba

Opera Browser Flash Player Sorunu Çözümü

Eğer bir Linux kullanıcısysanız ve Opera Browser kullanıyorsanız Flash Player sorununu kesinlikle yaşamışsınızdır. Nedenini bilmiyorum ama ne zaman Opera Browser kursam ve kullanmaya kalksam ister Windows'ta ister Linux'ta hiç farketmiyor, hep bu sorunla boğuşurum. Ancak BSD-TR sitesinde gördüğüm bu çözüm benim adeta kurtarıcım oldu.


Baştan belirtmek isterim aşağıdaki işlemler Pardus 17.1 sürümü gibi Debian altyapısını kullanan dağıtımlar için geçerli bir işlemdir. Diğer işletim sistemleri ve Linux dağıtımlarında uyumlu olup olmadığı şahsım tarafından test edilmemiştir.

Öncelikle yaptığımız işlem temelde Ubuntu'nun oxideqt-codecs-extra.deb paketinin içinde yer alan libffmpeg.so dosyasını opera dizinine kopyalamak. Bunun için öncelikle aşağıdaki kodla dosyamızı indiriyoruz:

$ wget http://security.ubuntu.com/ubuntu/pool/universe/o/oxide-qt/oxideqt-codecs-extra_1.21.5-0ubuntu0.16.04.1_amd64.deb
Ardından inen dosyamızı home dizinimizde bulup  "Buraya Ayıkla" seçeneğiyle tıpkı bir .zip dosyası açar gibi açın. Açılan klasörün içine girip "data.tar.gz" dosyasını yine "Buraya Ayıkla" seçeneğiyle açın ve çıkan usr klasörünün içinde "lib/x86_64-linux-gnu/oxide-qt" yolunu izleyin. Karşınıza çıkan libffmpeg.so dosyası bizim Opera dizinine kopyalayacağımız dosyadır. Şimdi sırada bu dosyamızı Opera dizinine kopyalamak kaldı.
Opera
Bunun için öncelikle klasör içerisinde boş bir alana sağ tıklayarak "Burada Terminal Aç" seçeneğini seçin ve aşağıda verdiğim kodu açılan terminal ekranına yapıştırın;
sudo cp libffmpeg.so /usr/lib/x86_64-linux-gnu/opera/lib_extra/.
Son olarak Opera'yı kapatıp açın ve kontrol etmek isterseniz eğer buraya tıklayabilirsiniz.

24 Kasım 2017 Cuma

İş Arayanlar İçin 3 Kullanışlı Google Chrome Eklentisi

Özellikle günümüzde işsizliğin yükselmesi ve 3 milyon barajının üstünde yer almasıyla iş arayanlarda yeni yollar bulmak zorunda kaldılar. Özellikle internetin yaygın olarak kullanılması ve internet tarayıcılarının eklenti eklenmesi desteklemesi ile birlikte birçok ilginç alan için eklentiler ve yenilikler yapılmaya başladı.
Şu anda her ne kadar Opera Browser kullanıyor ve geliştirilmesine katkı sağlamaya çalışsam da (bu arada geliştirdiğim eklentilere buradan ulaşabilirsiniz) dünyanın en çok kullanılan internet tarayıcısı olan Chrome'u da takip etmek gerek. Bu yüzden dün gece yatmadan önce eklentilerine bakıp kullanışlı olan ne var diye incelerken "İş Bulma" diye bir başlık gördüm ve girdiğimde toplamda 17 tane eklenti vardı. Eklentilere göz attığımda ise aşağıda saydığım üç eklentinin yararlı olabileceğini düşündüm. İsterseniz gelin şimdi bu eklentileri inceleyelim.

Hunter - Mail Yakalayıcı


Hunter'a üye olarak aylık 100 adet ücretsiz olarak mail taraması yapabiliyorsunuz. Özellikle mail listesi oluşturanlar ve diğer insanlarla iletişime geçmek isteyenler için oldukça ideal bir eklenti. Bu işi olmayan bir insanın ne işine yarayacak diye merak ediyorsanız eğer size bir öneri... Öncelikle uygun şirketler ve kendinizle ilgili pozisyonlar için bir mail listesi oluşturdunuz diyelim. Ardından bu mail listenize kendinizi ve durumunuz açıklayın kısa ve öz bir yazı ekleyerek ekte de CV'nize yer verirseniz iş bulma olasılığınızı yükseltmiş olursunuz.

FullContact for Gmail & Inbox


Eğer sürekli bir Gmail kullanıcısıysanız özellikle sizin için oldukça güzel ve faydalı bir uygulama olacaktır. FullContact'e üye olduğunuzda Gmail hesabınız üzerindeki kişileri listenize ekleyip olanlarla ilgili bağlantı bilgilerini liste halinde görebilirsiniz. Tabi eklediğiniz kişilerin ilgili bağlantılarını da siz ekliyorsunuz. Bu yüzden belki biraz uğraştırıcı gelebilir ancak sonunda elde edeceğiniz veriler ile o kişilerle daha yakın ilişkiler bile kurabilirsiniz.

Huntr: Job Search Tracker


Bir Huntr.co eklentisi olan Huntr ile bulduğunuz iş ilanlarını kaydedebilir, ilgili notlarınızı yazabilir, iş ilanlarının linklerini ve içeriklerini saklayabilirsiniz. Evet "saklayabilirsiniz" ifadesi biraz değişik oldu bende farkettim ancak bir başvuru listesi oluşturuyorsanız ya da başvurduğunuz ilanları daha sonra kontrol etmek istiyor ve görüşmeye gideceğiniz zaman sizden neler beklediklerini hatırlamak istiyorsanız. İlan sitelerinde yeniden o ilanı aramakla uğraşmadan direk Huntr ile elinizin altında tutabilirsiniz.

Unutmayın ki iş aramak tam zamanlı profesyonel bir iştir...

20 Kasım 2017 Pazartesi

Netflix'in Yeni Harikası: The Punisher

İlk bölümü yayınlanan The Punisher, güzel bir sezonun bizi beklediğini daha ilk bölümünden gösterdi. Bir Marvel karakteri olan Frank Castle ile takip edenlerinde bileceği üzere ilk olarak Daredevil dizisinde tanışmıştık. Netflix gelen güzel tepkilerden sonra bir The Punisher dizisi çekileceğini açıklamıştı. Frank Castle karakteri olarak seçilen Jon Bernthal, karakteri aslında gerçekten güzel canlandırmış. Birçoğumuzun The Walking Dead'den tanıdığı ve pek haz etmediği Shane, Frank Castle olarak çok iyi bir iş çıkarmış.


Bunun yanı sıra karakterimizi biraz tanıyacak olursak; kendisi Deniz Piyadesi olarak askerliğini yapmış ve keşif, keşif gücü ve keskin nişancılık dallarında da eğitim almıştır. ABD ordusuyla Vietnam savaşına da katılan Frank Castle, bu savaş esnasında bir esire tecavüz ettiği için arkadaşını kendisi öldürmüştür.

Dizinin ilk bölümünde ailesini öldürenlerden intikamını alırken gördüğümüz Castle, sonrasında bir inşaat işçisi olarak hem ailesinin acısını dindirmek için hem de sinirini insanlardan çıkarmaktansa balyozla duvarları yıkarak çıkarırken görüyoruz. Mesai arkadaşlarının kendisine karşı tavırları ve mafyanın kumarhanesine yaptıkları baskından sonra onları ele verebileceği için suçsuz birini öldürmek istemeleriyle çığırından çıkan Castle, mesai arkadaşlarını öldürdükten sonra mafyanın kumarhanesini tek başına basıp ortalığı dağıttığını ve kumarhanedeki herkesi tek başına öldürdüğünü görüyoruz.

Dizi de aksiyonun eksik olmayacağını ve özellikle mafyanın bir hamle yapması ilerleyen bölümlerde muhtemel bir olay zinciri olarak karşımıza çıkıyor. Tabi başrol olduğu için ölmeyecek olan Frank Castle'a zor durumlarında ilerleyen bölümlerde Daredevil ve Defenders ekibi yardıma gelir mi görmemiz gerek. Belki The Flash ve Arrow'da olduğu gibi ortak bölümler görebiliriz.

18 Kasım 2017 Cumartesi

Pardus 17.1 İnceleme

Uzun bir aradan sonra yeni bir yazı ile sizlerin karşısına yeniden çıkmak çok güzel bir duygu... Son zamanlarda gerek iş yoğunluğum gerekse vizelerin yoğunluğundan ötürü blogu oldukça fazla boşladığımın farkındayım. Bu yüzden bugünden itibaren en azından haftada bir bile olsa blogumda bir yazı yayınlama kararı aldım. Kısacası artık daha sık görüşebileceğiz. Lafı fazla uzatmadan konuya direkt olarak balıklama dalma düşüncesindeyim.


Bildiğiniz gibi (özellikle Linux kullanıcıları daha iyi bilir) Tübitak tarafından geliştirilen bir yerli Linux dağıtımımız var, adı Pardus. Pardus denildiğinde aslında tek bir işletim sistemi gelse de insanların aklına aslında bu durum biraz karışık (bunu farklı bir yazıda dile getiririm) ve yazının devamında Tübitak tarafından geliştirilen Pardus sürümü için konuşacağız. Tübitak geçtiğimiz günler yayınladığı görselle Pardus için uzun vadeli bir program belirlediğini ve geliştirmeleri sürekli hale getirdiğini açıkladı.


Yukarıda gördüğünüz bu takvimde Tübitak Pardus'un geliştirmelerine 2025 yılına kadar aralıksız devam edecek. Bu durum bu yüzden sevindirici bir haber. Bunun yanı sıra bir süredir kullandığım Pardus 17 (gelen son güncelleme ile artık 17.1 oldu) hakkında gözlemlerimden kısa bir şekilde bahsetmek istiyorum.


Öncelikle önceki Pardus sürümlerine nazaran XFCE masaüstü ortamını varsayılan olarak kabul eden bu sürüm görsellik açısından benim çok hoşuma gitti. Özellikle XFCE özelleştirmelerinin artıları ve Pardus'un varsayılan duvar kağıtları ve simge setleri de son zamanların modası olan materyal tasarıma uygun bir şekilde seçilmiş olması gerçekten güzel olmuş. Son kullanıcı olarak kurulumda ve kullanımda herhangi bir zorluk çekmediğim için son kullanıcı olarak sizlere de kesinlikle öneririm. Özellikle masaüstü ortamı olarak en hafif ortamlardan biri olan XFCE'nin varsayılan olması ve RAM tüketiminin düşük olması eski bilgisayarlar için bile rahatlıkla kullanılabilecek bir dağıtım olarak karşımıza çıkıyor.

Aslında yazılacak belki birçok konu var ancak hem biraz teknik konulara girmesi hemde başka sitelerden çok daha detaylı olarak öğrenebileceğiniz için son kullanıcı açısından kısa bir incelememi sunmak istedim. Eğer olur da indirmek isterseniz aşağıdaki  linklerden hem XFCE hem de Deepin arayüzlü halini indirebilirsiniz.

Pardus 17.1 XFCE indir

Pardus 17.1 Deepin indir


22 Eylül 2017 Cuma

İngilizce Düzensiz Fiiller

İngilizce de zamanlara çalışırken farkettim ki düzensiz fiilleri (irregular verbs) unutmuşum. Oysa ki zamanında hepsini ezbere hiç aralıksız sayabiliyordum. Zamanla tekrar etmeyince ve kullanmayınca haliyle unutuyor insan... Ben de hem tekrar etmek hem de hatırlamak amacıyla liste şeklinde düzensiz fiillerin hepsini oturdum listeledim. Eğer sizde ingilizcedeki düzensiz fiilleri (irregular verbs) ve hallerini merak ediyor ya da ezberlemek istiyorsanız hazırlamış olduğum listeden yararlanabilirsiniz. 


11 Eylül 2017 Pazartesi

Gönüllü CV Danışmanlığı Projesi: CV Destek

Linkedin'de aktif olarak takip ettiğim insan kaynakları uzmanlarından Sinem Işık tarafından son zamanlarda çok güzel bir proje hayata geçirildi. Çok yakından takip ettiğim bu projeyi sizlerle de paylaşmak istedim. CV Destek adındaki projenin asıl amacı aslında yeni mezun olmuş ve insan kaynakları alanında iş arayan ancak iş tecrübesi olmayan bireyler için hem tecrübe kazandırabilecek hem de CV'lerini düzenleme konusunda yardım arayan bireylere ücretsiz danışmanlık hizmeti vererek CV'lerde yaptıkları hataları göstermek.


Aslında CV Destek projesi ile en başından itibaren ilgimi çeken en önemli olay etap etap ilerlemesi ve her etapta farklı bir ekibin kurulması. Her kurulan ekipte sıkı bir eğitimden geçerek proje başladığında eğitimli birer ekip elemanı haline geliyorlar. Şimdi diyeceksiniz ki bu ekip tecrübesiz bizim CV'ler üstünkörü incelenmiş olacak. Aslında öyle değil. Şöyle ki ekipteki arkadaşlar eğitimlerini aldıktan sonra incelemelere başlıyorlar ve son onay ise Sinem Hanım'dan geçiyor.

Yeni bir mezun için kesinlikle çok faydalı olan projeden yararlanmak ya da projede yer almak istiyorsanız Sinem Hanım'ın İK Cafe bloguna girerek yayınlanan ilanları takip etmeniz yeterli olacaktır. Projeden yararlananların bazı geri bildirimlerini de aşağıdan okuyabilirsiniz.

Gönüllü CV projesi kapsamında doğru bildiğim yanlışlarımı fark etmemi sağladınız.Böyle bir proje ile birçok kişiye dokunmanız, onların yeni işlere sahip olabilmeleri adına destek olmanız takdire şayan. Bu kapsamda bana sağlamış olduğunuz destek için de şükranlarımı sunuyorum.
Göndermiş olduğum Cv’min içerik ve düzen konusunda profesyonel olan bakış açılarınız ile beni yönlendirmeniz , bu ve bundan sonraki iş arayış sürecimde etkin bir rol oynayacak. Değerli bilgi ve katkılarından dolayı emeği geçen Merve Hanım’a ve CV Destek Ekibine teşekkürlerimi sunarım. 
Öncelik ile vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Çok güzel bir iş yapıyorsunuz.
Ama bu işin neticesine alabilmek için cv lerimizi okuyan değerlendiren karşı taraflarından bence sizler tarafından eğitilmesi gerekir ki bir anlamı olsun.
çünkü sizin profesyonelliğinize sahip olmayan kişiler okur ise yine bir anlam ifade etmeye bilir. Teşekkür ederim.
Yeni mezun ve kariyerinin henüz başında bir birey olarak, CV mi düzenleme gibi bir katkı ile hayatıma dokundunuz. Karşılıksız yapılınca iyiliktir bunun adı. Emeklerinize sağlık ! ✨